ZİMMET SUÇU (TCK m. 247-249)
AĞIR CEZA HUKUKUNDA ZİMMET SUÇU VE YAPTIRIMINEDİR ? Zimmet suçu, kamu görevlilerinin görevleri gereği zilyetliği kendisine verilmiş olan veya gözetmek sorumluluğunda olduğu mallar üzerinde görevine aykırı şekilde tasarrufta bulunması, bu malları kendisinin ya da tanıdığı başka birinin zimmetine geçirmesidir. Zimmet suçu Türk Ceza Kanunu’nun 247,248 ve 249. Maddelerinde düzenlenmiştir.
Madde-247
(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Madde-248 Etkin pişmanlık
(1) Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
(2) Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir. Etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.
Madde-249 Daha az cezayı gerektiren hal
(1) Zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.
FAİL
Zimmet suçu, özgü suçlar kapsamında düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu suçun faili kanun maddesinde de belirtildiği üzere ancak kamu görevlileri olabilmektedirler. Fiilin işlendiği tarihte kişinin kamu görevlisi olması suçun oluşumu için yeterlidir, sonradan bu sıfatın kaybedilmiş olması suçun oluşumuna bir engel oluşturmamaktadır. Failin tatil günü, mesai haricinde de zimmet suçunu işlemesi mümkündür. Ancak Zimmet suçunun yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen özgü bir suç olması nedeniyle kamu
görevlisi sıfatına sahip olmayan kişilerin bu suça katılması halinde ancak azmettiren veya yardım eden biçiminde şerik olarak sorumlulukları gündeme gelebilecektir.
MAĞDUR
Zimmet suçunun mağduru genel olarak toplumu oluşturan herkestir. Ancak bu suçtan dolayı ayrıca herhangi bir kimse bir zarara uğratılmışsa, örneğin özel bir kişiye ait mal suça konu edilmişse ayrıca bu kişi de suçun mağduru olur. Devlet tüzel kişiliği ancak bu suçtan zarar gören mahiyetindedir.
ŞİKAYET
Kural olarak kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması
açılabilmesi için öncelikle ilgili idari merciden izin alınması gerekmektedir. Ancak zimmet suçunun istisnai suçlar kapsamına alınması nedeniyle idari makamın izni aramadan soruşturma ve kovuşturma yapılabilmektedir.
KUSURLULUK
Zimmet suçu ancak kasten şişlenebilen suçlardandır. Dolayısıyla bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Hatta doktrinde bazı yazarlar bu suçun işlenebilmesi için özel kastın varlığını aramakta ve olası kastla bu suçun işlenemeyeceğini savunmaktadırlar. Ancak Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu suçun oluşabilmesi için genel kastın varlığı yeterlidir. Dolayısıyla bu suçun olası kastla işlenebilmesi de mümkündür.
TEŞEBBÜS
Zimmet suçunu oluşturan fiillerin kısımlara bölünebildiği hallerde teşebbüs mümkündür.
GÖREVLİ MAHKEME
Zimmet suçunda görevli mahkeme, ağır ceza mahkemeleridir.
NİTELİKLİ HALLER
TCK m. 247/2’de düzenlenen zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde suçun daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hali oluşur.
DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HAL
TCK m. 249’da düzenlenen malın değerinin azlığı halinde suçun daha az cezayı gerektiren nitelikli hali oluşur ve verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir. Burada mahkemeye takdir yetkisi tanınmamıştır.
ETKİN PİŞMANLIK
1–TCK m. 248/1’de soruşturma başlamadan önce zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde cezada üçte iki oranında indirime gidilecektir.
2–TCK m. 248/2’de ise soruşturmanın başlanıp kovuşturmaya geçilmezden önce gönüllü olarak zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde cezanın yarı oranında indirileceğini öngörmüştür.
3–Hükmün kesinleşmesinden önce etkin pişmanlık gösterilmesi durumunda da yine cezanın üçte biri indirilecektir.
EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY YEDİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2009/1423, Karar: 2013/234, Tarih: 14.01.2013
“Tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit/nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından, tediye fişleri bulunamamış ya da bulunan tediye fişlerinde mudi imzası yok ise, basit zimmet; tediye fişlerinde mudi imzası var ve mudi yerine atılan sahte imza aldatıcı ise, nitelikli zimmet suçunun oluşacağı nazara alınıp, buna göre 23.06.1999 tarihi ve sonrasında gerçekleştirilen zimmet eylemlerine ilişkin işlemlere ait tüm belgeler getirtilip, konusunda uzman bilirkişilere inceleme yaptırılarak, sanık tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen fiillerin basit/nitelikli zimmet olup olmadıkları açıklığa kavuşturulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekir.”
YARGITAY BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2018/3033, Karar: 2018/3285, Tarih: 02.05.2018
“Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez zimmet suçunu işleyen ve bunun açığa çıkmasını hileli hareketleriyle gizlemeye çalışan sanığın eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu ve suça konu eylemlerin şikayet ve denetim sonrasında ortaya çıktığından kullanma zimmeti olarak nitelendirilemeyeceği, gözetilmelidir.”
YARGITAY YEDİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2011/4182, Karar: 2011/15824, Tarih: 06.07.2011
“Suç tarihinde Yapı Kredi Bankası A.Ş. şubesinde ticari kredi yönetmeni olarak görevli olan, kendisine tevdi edilen para üzerinde denetim ve koruma sorumluluğu bulunan sanığın, arkadaşı diğer sanığın azmettirmesi ile bankanın kredili müşterileri olan şirketler adına şirket yetkililerinin bilgisi, talebi ve talimatı olmaksızın kredi hesabı açtığı, bu şirketlerden biri adına açılan kredi hesabının teminatı olarak sahte senet tanzim ettiği, sahte ödeme talimatları düzenlemek sureliyle bankaya ait toplam 1.510.000.-TL.yi çekerek zimmetine geçirdiği olayda; 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/2. maddesindeki hüküm uyarınca suç zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli, aldatıcı davranışlarla işlendiğinden sanığın anılan eylemleri nitelikli zimmet suçunu oluşturur. 5411 sayılı Bankacılık Yasasında zimmet suçu yanında sahtecilik suçundan ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, sanığın zimmet eylemlerini gerçekleştirirken sahte belgeler düzenlemesi fiillerinin zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği, evrakta sahtecilik suçundan da mahkumiyet kararı verilemeyeceği gözetilmelidir.”
YARGITAY BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2016/10401, Karar: 2017/5623, Tarih: 25.12.2017
“Sanıkların içeriği itibariyle sahte faturaları kullanmak suretiyle 128.397 TL’yi zimmetlerine geçirdikleri ve lehe yasanın 765 sayılı TCK olduğu kabul edilmiş ise de, nitelikli zimmet suçuna, olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ‘nın 202/2 ve 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 247/2. maddelerinde yer verildiği, 765 sayılı TCK’nın 202/2. maddesine göre, “maddenin birinci fıkrasında tanımlanan zimmet suçu, dairesini aldatacak ve fiilin ortaya çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse”, faile daha ağır ceza verileceği, 5237 sayılı TCK’nın 247/2. maddesine göre ise “suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde”, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı, her iki yasadaki düzenlemeye göre nitelikli zimmet suçunun oluşumu için zimmetin hile ile gerçekleştirilmesi gerektiği, 765 sayılı Yasanın ayrıca hilenin dairesini aldatacak ve eylemin ortaya çıkmasını önleyecek vasıfta olması koşulunu aradığı, sanıkların zimmetine geçirdikleri miktarın kooperatif kayıtları ve daire içi araştırma sayılan imalatların karşılaştırılmasıyla belirlenmesi nedeniyle eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 202/1. maddesinde düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden nitelikli zimmet olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması kanuna aykırıdır.”
YARGITAY YEDİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2007/15441, Karar: 2010/15941, Tarih: 08.11.2010
“Somut olayda nitelikli zimmet suçunun belirlenmesinde kullanılan kriterlere uygun olarak sanığın “tediye fişlerini düzenleyerek rastgele imza atmak” şeklindeki fiilleri daire içi rutin kontrolle ortaya çıkarılabilecek nitelikte basit zimmet olarak kabul edilebilir ise de, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununda basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında “suçun, zimmetin açığa çıkmasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi “ kriteri kabul edilerek, “bankayı aldatıcılık” unsuru kaldırıldığı cihetle, dosya kapsamından sanığın mudilerin hesaplarından talimat ve bilgileri olmaksızın tediye fişleri düzenleyip ve bu fişlere aldatıcılık niteliği olmayan imzalar atmak suretiyle müsnet suçu işlediği, bu durumda 5411 sayılı yasaya göre nitelikli zimmet, 4389 sayılı yasaya göre adiyen zimmet suçunu oluşturacağı 4389 sayılı yasanın sanık lehine olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekmektedir.”
YARGITAY BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ, Esas: 2009/5669, Karar: 2009/7303, Tarih: 15.06.2009
“Suç tarihlerinde Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş Orhangazi İşletme Başmühendisliğinde işletme sorumlusu ve idari mali sorumlu olarak görev yapan sanıkların, veznedarların günlük ve aylık tahsilât listelerinin bilgisayardan çekimini yaptırıp kontrol etmeyerek sanık Mehmet Manav’ın zincirleme zimmet suçunu işlemesine neden oldukları, mahkemece de bu sanığın eyleminin oluşa uygun olarak basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmelidir.”
