.......... ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
İNFAZIN DURDURULMASI TALEPLİDİR.
DOSYA NO : …. E.
KARAR NO : …… K.
TALEPTE BULUNAN
HÜKÜMLÜ : …..
MÜDAFİİ : Av. Hasan Basri Sarı
Feritpaşa Mh. Ulaşbaba Cd. Mustafa Kaya İş Merkezi No 24/301 Selçuklu/Konya
SUÇ : Uyuşturucu madde kullanmak
SUÇ TARİHİ : …..
HÜKMÜN KESİNLEŞME
TARİHİ : ….
KONU : ….. Asliye Ceza Mahkemesinin…… Esas ve……. Karar sayılı ilamına istinaden verilen cezanın hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olması nedeniyle infazın durdurulmasına, akabinde infazın iptaline karar verilmesi talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
Müvekkil ……, hakkında ……. Asliye Ceza Mahkemesinin…. Esas ve …….. Karar sayılı ilamı neticesinde … yıl hapis cezasına hükmedilmiş ve hüküm ….. Bölge Adliye Mahkemesinin .. Ceza Dairesi Esas No: … ve …… Karar sayılı ilamı neticesinde hüküm kesinleşmiştir. İş bu hüküm neticesinde verilen hapis kararı ve söz konusu hapis cezasının infazı hukuka ve güncel Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki ;
1-) Hükümlü ….. yılında söz konusu suçu işlemeden evvel uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak adına gönüllü olarak ……. HASTANESİ’ne başvurmuş ve halihazırda tedavi süreci devam etmektedir. Tedavi süreci devam etmesi nedeniyle maalesef ki bağımlılığından tamamen arınamayan müvekkil tekrar uyuşturucu kullanmış ve hakkında iş bu dava ve ceza ikame edilmiştir. Ancak şu husus önemle belirtilmelidir ki uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak adına gönüllü olarak tedavi sürecini başlatan ve bunun için var gücüyle savaşan hükümlünün halihazırda tedavi süreci devam ederken tekrar uyuşturucu madde kullanmaktan dolayı hakkında dava açılarak cezaya hükmedilmesi ve bağımlılığın etkisinin devam ettiğinin bilindiği halde , kişi hakkında peşin hükümlü ceza verilmesi ceza hukuku genel ilkeleri ile hiçbir surette bağdaşmamaktadır. Sayın mahkemenin söz konusu hükmü tesis etmeden ve cezanın infazına başlanmadan önce önce ilgili kurumdan kişinin hastanedeki arınma ve çabası, hükümlü hakkında ceza verilip verilmemesine ışık tutacak elzem detaylardır. Maalesef ki devletimizin de uyuşturucu maddeyle mücadelesinin eksik kaldığı kabullenilmesi gereken bir gerçek iken, halihazırda tedavi süreci devam eden bir kimseyi tedavi sürecinden uzak tutacak ve tekrar o suça bulaşmasına sebebiyet verecek şekilde cezalandırmak ideal hukuk anlayışına kaçınılmaz bir aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki şüpheden sanık yararlanır ilkesi ceza ve infazın amacını kişiye toplumu kazandırma yönelik olması hususları birlikte değerlendirildiğinde hükümlünün lehine yorumlanması gerekliliği bir zarurettir.
2-) Maalesef ki sayın mahkemenin iş bu ceza ve infaza yönelik kararları, son süreçte adeta iş bu davalara yön veren ve sıklıkla uygulanmaya başlanan Yargıtay 10. Ceza Dairesinin emsal kararına da aykırılık teşkil etmektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi iş bu ilamında “kullanmak için Uyuşturucu bulundurmak suçunu işleyen kişinin tedavisi esnasında aynı suçu işlemesi durumunda tekrar ceza verilmeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin emsal kararını özetlemek gerekirse, ” Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesine tanımlanan ‘Kullanmak için Uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak’ suçundan yargılanan E.O. mahkeme sürerken aynı suçu işlemiş ve Kayseri 3. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ikinci suçlamadan hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. E.O. kararı temyiz etmiş ve yerel mahkemenin kararı Yargıtay 10. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştur”. İş bu davamıza yön verecek diğer bir mahkeme ilamı ise şu şekildedir; “İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesi sanık S.B. adli kişiyi ‘kullanmak için Uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak veya bulundurmak’ suçundan yargılamış ve mahkeme esrar kullanan sanığın tedavi altına alınması gerektiğine hükmetmiştir. Sanığın tedavisi sırasında tekrar Uyuşturucu kullandığı görülmüş, mahkeme, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin kararına dayanarak tedavi sırasında Uyuşturucu kullandığı tespit edilen S.B. hakkında tekrar bir yargılama yapmayarak hakkında açılmış olan ikinci dava da düşme kararı vermiştir.” Yargıtay 10. Ceza dairesi tarafından verilen iş bu hüküm, 6545 sayılı kanunun 68. Maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. Maddesinin 5. Fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmüne dayandırılmıştır. Bu hüküm uyarınca, uyuşturucu bağımlılarına karşı yargılamayla değil, tedaviyle bağımlılığı yok etmek amaçlanmıştır. İş bu konuların uzmanı ve üstadı Psikiyatrist Prof. Dr. Ayhan Kalyoncu, “UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ YARGI KARARLARIYLA DEĞİL ANCAK TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ İLE YOK EDİLEBİLECEĞİNİ” ifade ederek uyuşturucu bağımlıları için tedavinin önemine dikkat çekmiştir. Uyuşturucu bağımlılığının bir hastalık olduğunu ifade eden Kalyoncu, hastalığın yargı kararlarıyla değil ancak tedavi yöntemleriyle iyileştirilebileceğini açık bir şekilde ifade etmektedir. Kalyoncu, “Bir insan hasta olduğu için baştan hüküm giyemez. Hastalığı devam ediyor diye onu cezalandırmak ve yargılamak insan haklarına aykırı bir durum oluşturur.” diyerek Yargıtay’ın iş bu emsal kararının doğruluğunu ifade etmektedir. Uyuşturucu kullanan ile ticaretini yapan kişilerin aynı kefeye konulamayacağını belirten Kalyoncu, “Bağımlılık ömür boyu süren bir hastalıktır ve yasaklarla önlenemez. Doğru ve geçerli tedavi imkânlarının artırılması gerekir. Bir hastalıktan dolayı defalarca yargılamak gereksiz yere hukuk sitemini bloke etmeye neden olur.” şeklinde ifade etmektedir. Hal böyle iken, halihazırda tedavisi süren ve bağımlılığından kurtulmak adına var gücüyle uğraşan müvekkile tekrar ceza verilmesi, yukarıda da belirtildiği üzere Yargıtay kararlarına, doktrin görüşlerine ve ceza hukukunun ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Hükümlünün söz konusu tedavisini tamamlayarak bağımlılığından tamamen arınma fırsatını elinden alacak mahiyette ceza ve infaza hükmedilmesi hukukun korumaya çalıştığı değerlerle hiçbir surette örtüşmemektedir.
3-) Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıkladığımız üzere, hükümlü iş bu ceza ve infaza sebebiyet veren suçu işlemeden önce gönüllü olarak ….. HASTANESİ’ne başvurmuş ve bağımlılığından kurtulmak adına kararlı bir adım atmıştır. Hükümlünün tedavi gördüğüne dair….. Hastanesi’nden alınan …… tarihli Hasta Epikriz Raporu, aynı kurumdan aynı tarihte alınan Laboratuvar test sonuçlarına ilişkin belgeler dilekçemizin ekinde sayın mahkemenize sunulmuştur. Bu nedenlerledir ki kendi isteğiyle tedavi gören hükümlünün tedavi süreci halihazırda devam ettiği halde , bağımlılığından kurtulmasına engel teşkil edecek mahiyetteki iş bu ceza ve infaza maruz bırakılması hukuk düzeninin korumaya çalıştığı amaçlara açık bir aykırılık teşkil etmektedir. İş bu sebeplerle, mevcut Yargıtay kararları, doktrin görüşlerine, ideal hukuk anlayışına ve hükümlünün gönüllü olarak bağımlılığından kurtulmak adına tedavi gördüğüne ilişkin hususların göz önünde bulundurularak infazın durdurulmasını talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
HUKUKİ SEBEPLER : TCK, CMK, 5275 SAYILI CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN, ANAYASA, AİHS (VE EK PROTOKOLLER) VE İLGİLİ MEVZUAT
HUKUKİ DELİLLER : …… Asliye Ceza Mahkemesinin ……Esas ve …. Karar sayılı ilamı, ……. Hastanesi’nden alınan …… tarihli Hasta Epikriz Raporu,….. Hastanesi’nden alınan ….. tarihli Laboratuvar test sonuçları, tanık, bilirkişi, yemin, isticvap, ikamesi mümkün her türlü yasal delil..
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izaha çalışılan ve re’sen değerlendirilecek nedenlerle;
Hükümlü ……… infazının durdurulmasına,
Hakkındaki cezanın düşürülmesinin sağlanarak infazının iptaline ve derhal salıverilmesi için …. ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar verilmesine,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.
HÜKÜMLÜ
.........
MÜDAFİİ
Av. HASAN BASRİ SARI
