
Ceza hukukunda kast, suçun manevi unsurudur ve failin suça ilişkin irade düzeyini belirler. Kastın iki türü bulunur: doğrudan kast ve olası kast. Olası kast, failin neticeyi istememekle birlikte gerçekleşmesini göze alarak hareket etmesini ifade eder. Bu yazıda, olası kast kavramı, taksirle farkı ve özellikle yaralama suçu bakımından cezai sorumluluk üzerindeki etkisi incelenecektir.
Kast Türleri ve Olası Kastın Tanımı
a. Doğrudan Kast: Failin suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesidir. Örneğin, bir kişiyi bıçakla yaralama fiili.
b. Olası Kast (TCK m. 21/2): Failin, suçun kanuni tanımındaki neticenin meydana gelmesini istememekle birlikte, bu neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesi ve buna rağmen harekete devam etmesi hâlidir.
Kişinin gerçekleşmesini istediği bir netice ile ilgili olarak doğrudan kastının bulunduğu kabul edilir. Kast, suçun kanuni tanımındaki, objektif nitelikteki unsurların bilinmesi ve istenmesi olarak tanımlanınca, bazı hallerde kişi, neticeyi istemediğini, bundan dolayı da kastının olmadığını, olsa olsa taksirinin söz konusu olabileceğini iddia edebilir.
Olası Kastla Yaralama Suçunun Unsurları
a. Maddi Unsurlar: Failin mağdura yönelik bir hareketi ve bu hareket sonucunda mağdurun beden bütünlüğünün zarar görmesi.
b. Manevi Unsur: Olası kastla hareket etme. Örneğin, kalabalık bir ortamda rastgele silah sıkmak; failin belirli bir kişiyi hedef almasa da birinin yaralanabileceğini bilerek hareket etmesidir.
Olası kastla yaralama suçu işlendiğinde, fail kast hükümleri çerçevesinde cezalandırılır. Yani, failin eylemi taksirle yaralama değil, kasten yaralama suçu olarak değerlendirilir (TCK m. 86). Ancak mahkeme, failin olası kast ile hareket ettiğini belirlerse cezada alt sınırdan uzaklaşma yoluna gitmeyebilir.
TCK m. 86/1: ‘Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’
Bazı suçlar olası kastla işlenemez. Örneğin, iftira suçu (TCK m.267)ancak doğrudan kastla işlenebilir. Çünkü iftira suçunun oluşabilmesi için, kendisine hukuka aykırı bir fiil yüklenen kimsenin, bu fiili işlemediğinin bilinmesi gerekir.118 Bu husus madde gerekçesinde de vurgulanmıştır. Bir suçun kanuni tanımında bilerek, bildiği halde, bilmesine rağmen gibi ifadelere yer verilmişse bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Başka bir ifadeyle, kanuni tanımda, bilerek bildiği, halde bilmesine rağmen, gibi ifadelere açıkça yer verilen suçlar olası kastla işlenemez.119 Bunun dışında, bir suçun kanuni tanımında, fiilin belli bir amaç ya da saikle işlenmesinin arandığı hallerde de, olası kasttan söz edilemez. Örneğin hırsızlık suçu
OLASI KAST-BİLİNÇLİ TAKSİR AYRIMI
En büyük uygulama sorunlarından biri, olası kast ile bilinçli taksir ayrımıdır. Aradaki fark, failin neticeye yönelik psikolojik iradesinin derecesindedir:
– Bilinçli Taksir: Netice öngörülür ancak gerçekleşmeyeceğine güvenilir.
– Olası Kast: Netice öngörülür ve göze alınır.
Yargıtay Kararı: ‘Sanığın, aralarında husumet bulunan mağdura bıçakla saldırması, vücutta kesici ve hayati organlara yakın yerleri hedef alması, neticenin öngörüldüğü ve göze alındığına işaret etmektedir.’ (Yarg. 1. CD, 2020/584 E., 2021/1267 K.)
Bu gün ceza hukuku öğretisinde en çok tartışılan konulardan birisi olası kast ile bilinçli taksir ayırımıdır. Çünkü ikisi arasında çok ince bir çizgi vardır ve bu çizgi iyi belirlenemediği takdirde kolaylıkla yanlış sonuçlara varılabilinir. Neticenin öngörülmesi her ikisinde de ortak olan unsurdur. Ancak bilinçli taksirde fail öngörmüş olduğu neticeyi istemez ve bu nedenle göze almaz, aldırmaz bir tavır takınmaz. Kanuni tanıma uygun fiilin ya da neticenin gerçekleşmeyeceğini ummak dahi bu konuda ayırt edici bir kıstas değildir. Çünkü böylesine bir umut, kanuni tanıma uygun eylemin gerçekleşmesine katlanma halinde de mümkündür. Olası kast halinde de fail, kanuni tarife uygun fiilin gerçekleşmesini arzu etmemektedir, sadece kabullenmektedir. Fail için ulaşmaya gayret ettiği hedef o kadar önemlidir ki, fail bu hedefe uğraşma uğruna kanuni tanıma uygun bir fiilin gerçekleşme ihtimaline katlanmaktadır. Bu netice/neticelerin gerçekleşip gerçekleşmemesi konusunda kayıtsızdır, kabullenmiştir. Kişi netice/neticeleri doğrudan istemiyorsa da gerçekleşmesini de kabullenmektedir.
Yargıtay 1. CD 10.5.2006 tarihli bir kararında, sanığın iş ortağı maktulenin kalp hastası olduğunu bilmesine rağmen olay günü, basit derecede etkili eylemde bulunması ve buna bağlı olarak gelişen kalp yetmezliği sonucu ölümün meydana gelmesinden dolayı, sanığın ölüm sonucu istememekle birlikte öngördüğünün anlaşılması üzerine bilinçli taksirle öldürmenin var olduğuna hükmetmiştir. Eğer fail söz konusu bu olayda mağdurun kronik kalp hastası olduğunu bilmeksizin fiilini gerçekleştirmiş olsaydı, fail dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek ölüm neticesini öngörememiş olması nedeniyle taksirle öldürmeden sorumlu tutulmalıydı.
Uygulamadaki Örnekler ve Sorunlar
a. Trafik Olayları: Yüksek hızla, alkollü şekilde araç kullanmak; birinin yaralanabileceğini öngörerek araç sürmek, bazı durumlarda taksir değil olası kast sayılabilir.
b. Kavga ve Grup Halinde Saldırı: Failin hedef belirlememiş olması olası kastın varlığına engel değildir.
c. Patlayıcı veya Silahla Kontrolsüz Hareket: Kalabalık bir yerde kontrolsüzce patlayıcı madde kullanımı, neticeyi göze alma anlamına gelir.
Olası Kastla Yaralama Suçunda Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, failin olay öncesi ve sonrasındaki tutumunu, olayın gelişimini ve kullanılan araçları dikkate alarak değerlendirme yapmaktadır. Failin neticeyi kabullenip kabullenmediği detaylı biçimde araştırılır.
YARGITAY 1. Ceza Dairesi 2010/4779 E.N , 2010/6137 K.N.
Sanığın ölene ateş ettiği sırada ölenin yakınındaki kişilerin de mermilerden isabet alacağını öngörüp atışlara devam etmesi, meydana gelen netice ve olayın özelliklerine göre göz önüne alındığında olası kastla yaralama fiilinden hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir.
YARGITAY 1. Ceza Dairesi 2007/831 E.N , 2008/3498 K.N.
Sanığın, tabanca ile yakınlarını öldürmeye teşebbüs ettiğini düşündüğü katılanı hedef alarak ateş ettiği, onun yakınında bulunan diğer şahısların da isabet alıp yaralanma veya ölebilme ihtimalini öngörmesine rağmen atışlarına devam ettiği, katılanın isabet almadığı, mağdurun da yaralandığı olayda: Sanığın katılana yönelik eylemi kan gütme saikiyle adam öldürmeye teşebbüs,mağdura yönelik eyleminin ise, olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir
YARGITAY 1. Ceza Dairesi 2007/4914 E.N , 2008/2475 K.N.
Sanığın asıl hedef aldığı kişiye ateş ettiği sırada aynı otomobil içerisinde bulunan mağdurun da isabet alarak öldürebileceğini ya da yaralanabileceğini öngörmesine rağmen ateşe devam ederek mağdurun yaralanmasına sebep olduğuna göre, olası kast ile yaralama suçundan cezalandırılmalıdır
T.C YARGITAY 1. C.D. 2005/1027. 2005/4026 K.
Sanığın minibüste bulunan maktüle ateş etmesi neticesinde maktülün yanında bulunan mağdurun yaralanması eyleminin OLASI KASTLA YARALAMA suçunu oluşturacağı
