Skip to content
  • ANA SAYFA
  • KURUMSAL
  • EKİBİMİZ
  • ÇALIŞMA ALANLARIMIZ
    • AĞIR CEZA HUKUKU
    • AİLE & BOŞANMA HUKUKU
    • TİCARET ve ŞİRKETLER HUKUKU
    • TAZMİNAT HUKUKU
    • TRAFİK KAZALARI ve SİGORTA HUKUKU
    • İŞ HUKUKU & İŞ KAZALARI
    • GAYRIMENKUL HUKUKU
    • İDARE ve İDARİ YARGILAMA HUKUKU
    • İCRA ve İFLAS HUKUKU
    • MİRAS HUKUKU
    • YABANCILAR HUKUKU
    • TÜKETİCİ HUKUKU
    • Malpraktis Hukuku/Hekim Hatası
  • MAKALE ve YARGITAY
  • ÖRNEK DİLEKÇELER
  • İLETİŞİM
  • (0332) 234 14 11
  • info@hasanbasrisari.av.tr
  • Facebook
  • Instagram
  • Twiter
  • Linkedin
  • Youtube
konya avukat, konya boşanma avukatı, konya miras avukatı, konya ceza avukatı, konya avukatları, konya ağır ceza avukatı, konya gayrimenkul avukatı, konya iş avukatı, konya nafaka avukatı, konya çekişmeli boşanma avukatı, boşanma avukatı konya, konya boşanma avukatı ücretleri

AVUKAT HASAN BASRİ SARI (HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU)

Hukuk & Danışmanlık Bürosu

  • ANA SAYFA
  • KURUMSAL
  • EKİBİMİZ
  • ÇALIŞMA ALANLARIMIZ
    • AĞIR CEZA HUKUKU
    • AİLE & BOŞANMA HUKUKU
    • TİCARET ve ŞİRKETLER HUKUKU
    • TAZMİNAT HUKUKU
    • TRAFİK KAZALARI ve SİGORTA HUKUKU
    • İŞ HUKUKU & İŞ KAZALARI
    • GAYRIMENKUL HUKUKU
    • İDARE ve İDARİ YARGILAMA HUKUKU
    • İCRA ve İFLAS HUKUKU
    • MİRAS HUKUKU
    • YABANCILAR HUKUKU
    • TÜKETİCİ HUKUKU
    • Malpraktis Hukuku/Hekim Hatası
  • MAKALE ve YARGITAY
  • ÖRNEK DİLEKÇELER
  • İLETİŞİM

TANIMA TENFİZ – TANIMA & TENFİZ DAVALARI

  • Home
  • Avukat
  • TANIMA TENFİZ – TANIMA & TENFİZ DAVALARI
Aralık 5, 2023Kasım 3, 2025 adminAvukatAĞIR CEZA HUKUKU, Avukat, Boşanma Hukuku , Ceza Hukuku, KONYA BOŞANMA AVUKATI, KONYA TANIMA TENFİZ DAVASI AVUKATI, TANIMA, TANIMA VE TENFİZ, TANIMA VE TENFİZ DAVALARI, TANIMA VE TENFİZ DAVASININ ŞARTLARI, TANIMA VE TENFİZ NEDİR, TENFİZ

TANIMA ve TENFİZ NEDİR?

TANIMA;
Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir hükmün ülkemizde de geçerli olmasının sağlanmasıdır. Zira bir yabancı devlet mahkemelerinde verilen hüküm yalnızca o ülkede geçerli olur. Söz konusu mahkeme hükmünün ülkemizde de geçerli olabilmesi ‘tanıma’ prosedürü ile sağlanmaktadır.

TENFİZ;
Yabancı bir mahkeme kararının ülkemizde de icra edilebilmesinin sağlanmasıdır. Tenfiz, kelime anlamı olarak da icra edilebilirlik anlamına gelmektedir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ( MÖHUK) da tenfiz düzenlenmiştir. Buna göre;
MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
(2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümleri hakkında da tenfiz kararı istenebilir.

Özetle; Yabancı ülke mahkemesince verilen bir kararın Türkiye’de etki doğurması ve icra edilebilmesi, bu kararın Türk mahkemelerinde tanınmasına ve tenfizine bağlıdır. Tanıma ve tenfizin gerçekleşmesi için ise Türk mahkemelerinde bir tanıma ve/veya tenfiz davası açılması gerekmektedir. Ancak Türk hukukunda tanıma ve tenfizin gerçekleşebilmesi için belli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu
şartlar Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’unun (MÖHUK) 50 ve devamı
maddelerinde düzenlenmektedir.
Şunu Unutmayalım; Yabancı mahkeme kararının tanınması için tenfiz şart olmadığı halde tenfiz için tanıma şarttır..

DİKKAT!!! Hukukumuzda, revizyon yasağı (esastan inceleme yapma yasağı) kabul edilmektedir. Yani, Türk mahkemeleri önüne gelen yabancı unsurlu bir uyuşmazlığa ilişkin tanıma ve tenfiz davalarında mahkeme yalnızca kanunda belirtilen şartların (bu şartlar aşağıda detaylıca anlatılacak) mevcut olup olmadığını inceleyebilecektir.

TANIMA ve TENFİZDE ÖN ŞARTLAR-ESAS ŞARTLAR

Tanıma ve Tenfiz kararının verilebilmesi için zaruri ön şartlar MÖHUK m.50 de düzenlenmiştir. Buna göre;
1-) Yabancı bir mahkeme kararının verilmiş olması,
2-) Yabancı Mahkeme Kararlarının Hukuk Davalarına İlişkin Olması ve
3-) Verilen bu kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Esas şartlar ise MÖHUK m.54 de düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre esas şartlar şu şekildedir;
1-) Karşılıklılık ( bu şart yalnızca tenfizde var, tanımada karşılıklılık şartı aranmaz)
2-) Yabancı mahkeme ilamının, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması,
3-) Kamu düzenine açıkça aykırılık bulunmaması
4-) Davalının savunma haklarına riayet edilmiş olması. Bu şartların kümülatif yani bir arada mevcut olmaları gerekir. Şartlardan birisinin eksik olması durumunda dahi tanıma ve tenfiz kararı verilmeyecektir. Yukarıda bahsettiğimiz revizyon yasağı (esastan inceleme yapma yasağı) hususu da bu noktada devreye girmektedir. Yani, Türk mahkemelerince yalnızca bu şartlar incelenecek ve bu şartların varlığı halinde tanıma ve/veya tenfiz kararı verilecektir.

Bu şartları biraz daha detaylandırmakta fayda görüyoruz;
ÖN ŞARTLAR
A. Kesinleşme (MÖHUK m.50);
MÖHUK m.50 hükmünden de açıkça belirtildiği üzere, Türkiye’de tanınması ya da tenfizi talep edilen ilamın, verilmiş olduğu yabancı devlet hukuku uyarınca kesinleşmiş olması gerekmektedir. Türkiye’de tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediği yabancı devlet hukuku uyarınca belirlenecektir. MÖHUK m.53’e göre ise , tenfiz isteminde dilekçeye yabancı ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi gerekir. Yabancı mahkeme kararının tenfizi bakımından kesinleşme dava şartı olduğundan mahkemece bu husus re’sen dikkate alınır.

B. “Mahkeme” Şartı – İdari Kararların Tanınması ve Tenfizi ( MÖHUK m.50 );
MÖHUK m.50 ye göre , yabancı bir ülkeden alınmış bir kararın Türkiye’de icra olunabilmesi için
aranan ön şartlardan ikincisi, kararın yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş olmasıdır. Yani, yabancı belediye, noter ya da valilik gibi idari makamların verdiği kararların Türkiye’de tenfizi kural olarak mümkün değildir. Ancak bu durumun istisnaları bulunmaktadır. Misalen, yabancı makamlarca verilmiş olan boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin idari kararların nüfus müdürlüklerince belli şartlar çerçevesinde incelenerek (tanıma davasına gerek olmaksızın) nüfus kütüğüne tescil edilebilmeleri mümkündür.

C. Yabancı Mahkeme Kararlarının ‘Hukuk Davalarına’ İlişkin Olması
Tanıma tenfiz davası konusu yapılmak istenen kararın özel hukuk ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlık hakkında verilmiş olması aranır. Yani, saf idari kararların tenfizi mümkün değildir.

ESAS ŞARTLAR
A. Karşılıklılık;
MÖHUK m.58 uyarınca, yabancı mahkeme kararlarının tanımasında aranan şartlar ile tenfizde aranan
şartların ayrıştığı tek koşul MÖHUK m.54/f.1 (a) bendinde yer verilmiş olan “karşılıklılık” (mütekabiliyet) koşuludur. Yani, tanımada karşılıklılık aranmazken tenfizde aranır. Karşılıklılık; hukuki, sözleşmesel veya fiili karşılıklılık olarak gerçekleşebilir.

B. Kamu Düzeni;
MÖHUK m.54/f.1 (c) bendi uyarınca Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden yabancı
mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi mümkün değildir. Örneğin kendi ülkesinin kanunlarına göre iki kişiyle evlenmesi mümkün olan birinin mevcut evliliğinin Türkiye’de tanınması, kamu düzenimize açıkça aykırılık teşkil etmesi sebebiyle mümkün değildir.

C. Davalının Savunma Haklarına Riayet Edilmiş Olması Şartı ;
MÖHUK m.54 (ç) bendi uyarınca öngörülmüş olan bir diğer tenfiz engeli davalının savunma hakları
ve tebligat usulü ile ilgilidir. Buna göre, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin
hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişi yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmiş ise bu bir tenfiz engeli teşkil eder. Bu durumda savunma hakkı ihlal edilerek verilmiş bir kararın tanıma ve tenfizi mümkün değildir.

D. Karar, Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisine Giren Bir Konuda Verilmiş Olmamalıdır Ve Yabancı Mahkeme Kendisini “Aşırı Yetki” Teşkil Edecek Surette Yetkili Görmüş Olmamalıdır;
Örnek verecek olursak;
-HMK m. 12 ile düzenlenen taşınmazın aynından doğan davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi münhasır nitelikte sayılmaktadır.

-İflas kararı vermeye yetkili mahkemenin borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olması münhasır yetki olarak kabul edilmektedir.
-Yargıtay’a göre vesayet işlerinde Türk mahkemelerinin yetkisi münhasır yetkili kabul edilmektedir.
-Fikri ve sınai hakların tescil veya geçerliliğine ilişkin davalar için tescil yeri mahkemesi münhasır yetkilidir.


TANIMA VE TENFİZ DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Ancak boşanma ve aile hukukuna ilişkin tanıma ve tenfiz davalarında aile mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri, davalının Türkiye’de bir yerleşim yerinin bulunmaması halinde ise Ankara, İstanbul ve İzmir mahkemeleridir.

TANIMA ve TENFİZ DAVALARINDA BASİT YARGILAMA USULÜ
MÖHUK m.55/f.1 uyarınca, tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulü hükümlerine göre
incelenerek karara bağlanır. Basit yargılama usulü, bilindiği üzere sadece dava ve cevap dilekçesi verilir. Yani taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini vermezler.

TANIMA ve TENFİZ DAVALARINDA TEMİNAT ŞARTI
Açıklamaya çalıştığımız üzere, bir yabancı mahkeme kararına Türkiye’de kesin hüküm ve icra kabiliyeti kazandırmak isteyen davacının Türkiye’de tenfiz davası açması gerekir. Türkiye’de dava açacak yabancı gerçek ve tüzel kişilerin teminat yatırma zorunlulukları temel olarak MÖHUK m.48 de düzenlemiştir.
MÖHUK m.48 e göre; “Türk mahkemelerinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek veya tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar.”

ANCAK DİKKAT!!!
MÖHUK 48. Maddesinin f fıkrasının 2. Bendi bir istisna teşkil eder . Bu fıkraya göre; “hâkimin yabancı gerçek ve tüzel kişileri karşılıklılık esasına göre teminat yatırmaktan muaf tutacağı” düzenlenmiştir. Yukarıda da açıkladığımız üzere karşılıklılık, Türkiye’nin taraf olduğu iki taraflı anlaşmalar veya milletlerarası sözleşmeler kapsamında sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık bulunması halinde de yabancıların teminattan muaf olmaları söz konusu olabilmektedir.

TANIMA ve TENFİZ DAVALARINA İLİŞKİN EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY BİRİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2003/4324, Karar: 2003/5861
“Yabancı ülkede düzenlenen bağış senedinin tanıma ve tenfizi istemine ilişkin olan davada, oplanan delillerden davaya konu edilen bağış senedinin Arnavutluk´ta Tiran Noterliğince düzenlendiği, Tiran Halk Mahkemesi´nce ve Türk Konsolosluğu´nca onaylandığı anlaşılmakta olup, senet bu şekliyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 296. maddesinde belirtilmiş olan resmi senet hükmündedir. Ayrıca, yabancı ülke mahkemelerinden o devlet kanunlarına göre verilip, kesinleşmiş ilamların Türkiye´de icra olunabilmesi için tanıma ve tenfiz kararı verileceği hüküm altına alınmış olup, tanıma ve tenfizi istenilen belgenin resmi senet niteliğinde olduğu yasanın öngördüğü anlamda ilam niteliği taşımadığı açıktır. Bu nedenle de davanın reddedilmesi gerekir.”

YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2015/16917, Karar: 2015/25017
“Dava münhasıran, nafaka yükümlülüğü konusundaki yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi isteğine ilişkindir. Tenfiz kararı alınmadıkça Milletlerarası Özel Hukukuna göre yabancı ilamın Türkiye’de icrası olanağı yoktur. 1956 tarihli Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerde Tahsiline İlişkin sözleşme, bir tanıma veya tenfiz sözleşmesi olmayıp, nafaka alacaklısı ile nafaka yükümlüsünün farklı memleketlerde bulunması halinde nafaka alacaklısının tahsiline kolaylaştırıcı hükümler getirmiş olup, bu sözleşme nafaka yükümlülüğüne ilişkin yabancı ilamların, ilamın verildiği devlet dışında sözleşmeye taraf diğer bir devlette doğrudan icrasına imkan vermez. Onun için nafaka yükümlülüğüne ilişkin yabancı ilamın Türkiye’de icra edilebilir olması tenfiz kararı verilmesini gerektirir. 02.10.1973 tarihli Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Lahey Sözleşmesi 2331 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunarak, 26.11.1982 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşme, aile, hısımlık, evlilik veya kayın hısımlığı ve evlatlık ilişkilerinden doğan nafaka yükümlülüğü konusunda kanunlar ihtilafını düzenlemektedir. Nafaka yükümlülüğü konusundaki kararların tanınması ve tenfizine ilişkin aynı tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre münhasıran nafaka yükümlülüğüne ilişkin bir kararın tanınması veya tenfizi; tanıma ve tenfizin talep edildiği devletin kamu düzeniyle açıkca bağdaşmaması ve tarafları, konusu aynı olan bir davanın tanıma ve tenfizinin talep edildiği devletin bir merciinde açılmış ve görülmekte olması veya bu devlette ya da sözleşmeye taraf başka bir devlette aynı konuda aynı taraflar arasında verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinde reddedilebilir. Şu halde anılan Sözleşmeye kararın verildiği Almanya’da taraf olduğuna göre , sözleşme hükümleri gözetilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, Esas: 2011/593, Karar: 2011/726
“Davacı, annesi ile üvey babasının Alman Mahkemesi önünde kesinleşmiş mahkeme kararı ile boşandıklarını, ancak tanıma ve tenfiz işlemleri yapılamadan annesinin öldüğünü iddia ederek Alman Mahkemesi kararının tanınması ve tenfizini istemiştir. Yabancı mahkemece verilmiş ve kesinleşmiş boşanma kararının, salt Türk Mahkemelerince tanınmaması ya da tenfiz edilmemesi nedeniyle, ölen eşin veraset ilamında, davalı sağ kalan eş ile birlikte mirasçı durumunda olan, ölenin evladı davacının; bu boşanma kararının tanınmasını veya tenfizini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu gözetilmeden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2009/20515, Karar: 2010/594
“Davacı kadın, boşanma sebebiyle maddi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebinde bulunmuştur. 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Usulü Kanununun 42. maddesi uyarınca yabancı mahkemelerin kararlarının kesin hüküm veya kesin delil olarak kabulü için yabancı mahkeme kararının tenfiz şartlarının taşıdığının mahkemece tespiti gereklidir. Taraflar arasındaki yabancı mahkemece verilen hüküm ilgili ülkenin kanunları uyarınca kesinleşmiş olsa dahi Türkiye’de kesinleşmiş tanıma veya tenfiz davasına henüz konu edilmediği dönem için kesin hüküm etkisinden bahsedilemez ve boşanmaya bağlı haklar ancak yabancı ilamın tanınmış olması halinde kullanılabilir. Davacı 29.11.2006 tarihli dava dilekçesiyle talepte bulunmuş olmakla davanın süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu yön gözetilmeden davacının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamıştır.”

TANIMA ve TENFİZ DAVALARINA İLİŞKİN DAHA DETAYLI BİLGİ ve HUKUKİ YARDIM İÇİN OFİSİMİZLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ..

Yazı gezinmesi

Previous Previous post: TRAFİK KAZALARI – ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZALARI ve DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
Next Next post: BOŞANMA KARARLARININ TANIMA ve TENFİZİ

AVUKAT

BİZE ULAŞIN

İLETİŞİM

Sayfalar

  • AĞIR CEZA HUKUKU
  • AİLE ve BOŞANMA HUKUKU
  • Ana sayfa
  • Blog
  • Boşanma Hukuku
  • Boşanma Hukuku
  • Boşanma Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • EKİBİMİZ
  • GAYRIMENKUL HUKUKU
  • İCRA ve İFLAS HUKUKU
  • İDARE ve İDARİ YARGILAMA HUKUKU
  • İletişim Bilgilerimiz
  • İŞ HUKUKU & İŞ KAZALARI
  • İtibar Yönetimi
  • Kurumsal
  • Linkler
  • Malpraktis Hukuku
  • MİRAS HUKUKU
  • ÖRNEK DİLEKÇELER
  • TAZMİNAT HUKUKU
  • TİCARET ve ŞİRKETLER HUKUKU
  • TRAFİK KAZALARI ve SİGORTA HUKUKU
  • TÜKETİCİ HUKUKU
  • YABANCILAR HUKUKU

GÜNCEL MAKALELER

  • 11. YARGI PAKETİ
  • BOŞANMA DAVASINA İLİŞKİN EN ÇOK MERAK EDİLENLER
  • CEZA AVUKATINA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI
  • TEKERRÜR HALLERİNDE YATAR ORANLARI
  • OLASI KASTLA YARALAMA SUÇU
Copyright © Avukat Hasan Basri Sarı
  • ANA SAYFA
  • KURUMSAL
  • EKİBİMİZ
  • ÇALIŞMA ALANLARIMIZ
  • MAKALE ve YARGITAY
  • ÖRNEK DİLEKÇELER
  • İLETİŞİM
Web Tasarım - Murat Ölmez SEO Uzmanı
Whatsapp
Bizi Arayın