SOYBAĞININ REDDİ DAVASI

Soybağının reddi; baba ile çocuk arasındaki geçerli olan babalık karinesinin bozucu yenilik
doğuran dava niteliğinde olan soybağının reddi davası yoluyla çürütülerek, böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eder .

SOYBAĞININ REDDİ DAVASI

Bugün ki makalemizin konusu Soybağının Reddi davası. Ancak Soybağının reddinden önce soybağının hangi durumlarda kurulduğunu ve babalık karinesine kısa bir değinmekte fayda var.

SOYBAĞININ KURULMASI
-Çocuk ile ana arasındaki soybağı genel olarak doğum ve evlat edinmeyle kurulmaktadır.
-Baba ile çocuk arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma, babalık davası ve evlat edinme durumlarından biriyle kurulmaktadır. Ancak ana ile evlilik, tanıma ve babalık davası yoluyla baba ile çocuk arasındaki soybağı kurulmak isteniyorsa, öncelikle çocuğun başka bir erkekle arasında soybağı ilişkisi bulunmaması gerekir. Eğer çocuğun başka bir erkek ile arasında soybağı mevcut ise bu durumda ilk olarak bu soybağının kaldırılması gerekmektedir!

BABALIK KARİNESİ
Babalık karinesi, kanundan kaynaklı adi bir karinedir. Babalık karinesinin adi bir karine olması nedeniyle soybağının reddi davası açılarak babalık karinesi çürütülebilir. Babalık karinesi TMK’nın 285. Maddesinde düzenlenmiştir:
Madde 285- Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan
çocuğun babası kocadır.
Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının
ispatıyla mümkündür.
Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber
tarihinden işlemeye başlar.

SOYBAĞININ REDDİ
NEDİR? Soybağının reddi; baba ile çocuk arasındaki geçerli olan babalık karinesinin bozucu yenilik
doğuran dava niteliğinde olan soybağının reddi davası yoluyla çürütülerek, böylece çocuk ile baba arasındaki soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eder . Soybağının reddi davasında kan muayenesi ve genetik incelemeler ile kocanın, çocuğun babası olup olmadığı % 99.8 gibi çok yüksek bir oranla tespit edilebilmektedir.
Soybağının reddi davası dışında bir dava ile örneğin tespit ya da nüfus kaydının düzeltilmesi gibi bir dava ile çocukla koca arasında kurulan soybağı ortadan kaldırılamaz. Uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile soybağının reddi davasının birbirleri ile karıştırıldığı gözlemlenmektedir. Daha açık bir ifade ile Soybağının reddi ‘karımın doğurduğu çocuğun babası ben değilim’ iddiasının hukuksal ifadesidir.
Ancak Babalık karinesinden yararlanmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir durumda çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava soybağının reddi davası değil Yanlış Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasıdır. Makalemizin devamında da detaylıca açıklayacağımız üzere Nüfus kaydının düzeltilmesi davasının açılması soybağının reddi davasındaki gibi herhangi bir süreye tabi değildir. Ayrıca her iki dava arasındaki bir diğer fark ise Kaydın düzeltilmesi davası soybağının reddi davasını açabilecek kişilerin dışındaki kişilerce de açılabilir. Aşağıda da detaylıca açıklayacağımız üzere Soybağının reddi davası sadece kanunda belirlenen kişiler tarafından ve aynı şekilde kanunda belirlenen kişilere karşı açılabilir.

SOYBAĞININ REDDİ HALLERİ
Soybağının reddi hallerini iki başlık altında toplamak mümkündür. Zira ; 1-Çocuğun Ana Rahmine Evlilik İçinde Düşmüş Olması ile 2- Çocuğun Ana Rahmine Evlilikten Önce Ya da Ayrılık Sırasında
Düşmüş Olması durumlarında farklı düzenlemeler bulunmaktadır.
Öncelikle ‘Çocuğun Ana Rahmine Evlilik İçinde Düşmüş Olması’ durumunu inceleyelim:
Medeni Kanun’un 288. maddesine göre; “Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Evlenmeden başlayarak en az 180 gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün (iddet-bekleme süresi) içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.”
Yani davacı baba ise, bu durumda çocuğun kendisinden olmadığını ispat etmek zorundadır. Zira çocuk evlilik birliği içinde ana rahmine düşmesinden mütevellit babalık karinesi devreye girmektedir.
Davacının bu durumda babalık karinesini çürütebilmesi için ;
a. Cinsel İlişkinin İmkansızlığının Kanıtlanması ( Örneğin: karısının gebe kalmasının kuvvetle muhtemel olduğu kritik dönemde uzun bir seyahatte, cezaevinde veya askerde olduğunu veya ağır bir hastalık nedeniyle hastanede tedavi altında bulunduğunu veyahut felçli olduğu için hareket yeteneğini kaybettiğini ispatlayarak babalık karinesini çürütebilir)

b.İlliyet Bağının Yokluğunun Kanıtlanması ( Örneğin iktidarsız olduğunu veya çocuk yapma kabiliyetinin bulunmadığını veya karısının cinsel ilişkiden önce zaten gebe olduğunu ispatlayarak veyahut çocuğun ana babaya hiç benzemediğini ve başka bir ırkın özelliklerini taşıdığını kesin şekilde bilimsel olarak ispatlayarak babalık karinesini çürütebilir) gerekir.

Şimdi Soybağının reddi hallerinden ikincisi olan ‘Çocuğun Ana Rahmine Evlilikten Önce Ya da Ayrılık Sırasında Düşmüş Olması’ durumunu inceleyelim:
Medeni Kanun’un 288. maddesine göre; “Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez. Ancak gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.”
Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere Babalık karinesini çürütmek isteyen kocanın, çocuğun ana rahmine evlenmeden önce düşmesi ihtimalinde yapması gereken tek iş çocuğun kendinden olmadığını söylemek üzere soybağının reddi davasını açmaktır. Ayrıca çocuğun kendisinden olmadığını ispat etmeye gerek yoktur. Aynı şekilde çocuğun ayrı yaşama esnasında ana rahmine düşmesi ihtimalinde ise koca, kritik dönemin yani muhtemel gebe kalma döneminin karısıyla ayrı yaşadığı döneme denk geldiğini ispatlaması yeterlidir. Kocanın bunun harici bir durumu ispatlaması gerekmez.

SOYBAĞININ REDDİ DAVASININ TARAFLARI

DAVACILAR ?
Soybağının reddi davasında davayı açmaya hakkı olanlar, TMK m. 286 ve 291’de şu şekilde
belirtmiştir:
“Madde 286- Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve
çocuğa karşı açılır.
Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.
Madde 291- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi
ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya
baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü
kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde
soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl,
içinde soybağının reddi davasını açar.
Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.”
Kanun metninden de anlaşıldığı üzere Soybağının reddi davasını açabilecek kişiler;
1-Koca
2-Çocuk ( Çocuğun soybağının reddi davasını açması için ergin olduğu tarihten itibaren başlayarak en
geç bir yıllık bir hak düşürücü süresi vardır. Çocuğun dava açabilmesi için ergin olmasına gerek yoktur, ergin olana kadar her zaman soybağının reddi davasını açabilecektir. Ergin olmayan çocuk adına soybağının reddi davası kendisine atanacak kayyım tarafından açılır. Kayyım, atanma kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl içerisinde çocuk adına bu davayı açabilecektir. Çocuğa kayyım atanmamışsa çocuk ergin olduktan bir yıl içinde bizzat kendisi dava açabilir.)
3-Diğer ilgililer- kocanın altsoyu, anası, babası ve baba olduğunu iddia eden kişi ( Kocanın dava açma süresinin geçmesinden önce ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi yahut da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmesi halinde dava hakkı, kocanın alt soyuna, anasına- babasına ve baba olduğunu iddia
eden kişiye tanınmıştır. Burda dikkat edilmesi gereken nokta diğer ilgililerin dava açma hakkı doğabilmesi için kocanın dava açma süresinin geçmemiş olması gerekir. Örneğin ; koca dava açma süresi içerisinde dava açmamışsa sürenin sona ermesinden sonra kocanın ölümü, gaipliğine karar verilmesi veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi durumlarında kocanın altsoyunun, ana ve babasının veya çocuğun gerçek babası olduğu iddiasında olan kişinin soybağının reddi davasını açma hakları doğmaz.)

DAVALILAR?
Davalılar, davacının kim olduğuna göre değişkenlik göstermektedir. Bu duruma biraz açıklık getirelim:
1-Soybağının reddi davası koca tarafından açıldığında davalı tarafta ana ve çocuk bulunur. Bu durumda ana ve çocuk arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle Soybağının reddi davası sadece anaya veya sadece çocuğa karşı açılamaz.
2-Soybağının reddi davasının çocuk tarafından açılması durumunda davalılar ana ve koca olur. Davanın çocuk adına kayyımca açılması durumunda da davalı taraf yine ana ve kocadır. Davanın çocuk tarafından veya onun adına kayyımca açılması durumunda da ana ve koca arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunur. Bu nedenle Soybağının reddi davası sadece anaya veya sadece kocaya karşı açılamaz.
3-Soybağının reddi davasının kocanın altsoyu, ana ve babası tarafından açılması durumunda, davalılar ana ve çocuk olur. Burda da ana ve çocuk arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
4-Soybağının reddi davasının gerçekte baba olduğu iddiasında olan kişi tarafından açılması halinde ise
davalı tarafta ana, çocuk ve kocanın yer alması gerekir. Bu durumda da ana, çocuk ve koca arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır ve davanın üçüne birden yöneltilmesi gerekmektedir.

GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME
Soybağının reddi davasında görevli mahkeme, Aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise ise TMK’nın 283. Maddesine göre “Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. “

SOYBAĞININ REDDİ DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER
Soybağının reddi davasında uygulamada en önem arzeden husus hak düşürücü sürelerdir. Hak düşürücü süreler Medeni Kanunumuzun 289. Maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre;
Hak düşürücü süreler;
“Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir
erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, içinde açmak
zorundadır.
Madde 289 /2-Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.
Madde 289 /3-Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte
işlemeye başlar.”

Kanun düzenlemesinden de görüldüğü üzere Soybağının reddi davasını açmaya hakkı olan kişilerin, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ellerinde olmayan sebeplerden ötürü dava açamamaları halinde, bu bir yıllık süre sebebin ortadan kalktığı tarih itibariyle işlemeye başlayacaktır. Haklı sebep, kişilerin kusuruna dayanmayan ve gerçekleşmesi ellerinde olmayan sebeplerdir. Davada haklı sebebin varlığı hâkimin takdirindendir. Haklı sebeplere örnek olarak; dava açma hakkı olan kişinin komada bulunması, savaş veya bulaşıcı hastalık dolayısıyla karantinada olması veya çok ağır derecede hasta olması gibi durumlar verilebilir.
Özetleyecek olursak;
-Koca, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde davayı açmak zorundadır.
-Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde davayı açmalıdır. Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım ise atama kararının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davasını açmak zorundadır.
-Diğer ilgililer (kocanın altsoyu, ana ve babası, gerçek baba olduğunu iddia eden kişi), soybağının reddi davasını, doğumu ve kocanın ölümünü, ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı verildiğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl içinde açmalıdırlar ( burda unutulmaması gereken husus bu kişilerin dava açma haklarını kullanabilmeleri için kocanın dava açma hakkını kaybetmemiş olması gerekir).

KOCANIN ÇOCUĞU BENİMSEMESİ DURUMUNDA DAVA HAKKI DÜŞER Mİ?
Eski Medeni Kanunumuzda; eğer koca, çocuğu açıkça veya zımni şekilde benimsemişse, başka bir ifadeyle çocuğun babası olduğunu açık veya kapalı olarak ikrar etmişse( Örneğin; çocuğa karşı baba gibi davranmışsa) süre henüz geçmemiş olsa dahi gerek kendisinin gerekse mirasçılarının soybağının
reddi davası açma haklarının düştüğü kabul ediliyordu.
Ancak Yeni Medeni Kanunumuz böyle bir hükme (kocanın çocuğu benimsemesi halinde dava hakkının düşmesine ilişkin hükme) yer vermemiştir. Dolayısıyla artık kocanın çocuğu benimsemiş olması soybağının reddi davası açmaya engel teşkil etmemektedir.

DAVA AÇMA SÜRESİNİN UZAMASI DURUMU?
Medeni Kanunumuzun 289/3 hükmüne göre; “Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.” Bu hüküm uyarınca soybağının reddi davasının süresinde açılamadığı hallerde, gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, soybağının reddi davasına ilişkin olarak kabul edilen bir yıllık süre haklı sebep teşkil eden durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren başlayacaktır. Hangi durumların haklı neden oluşturacağının takdiri ise hakime aittir. Haklı nedenlere örnek olarak; kocanın ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmesi, kocanın cezaevinde bulunması, yurtdışında çalışıyor olması, ağır bir hastalık nedeniyle bir hastanede tedavi altında olması, bulaşıcı bir hastalık nedeniyle karantinada olması örnek verilebilir. Ancak koca, çocuğun kendisinden olmadığını bildiği halde aile baskısından çekindiği için veya namus meselesi görüp soybağının reddi davası açmamışsa artık haklı sebebe dayanarak sürenin uzadığını iddia edemez.

YAPAY DÖLLENME VE TÜP BEBEK DURUMUNDA SOYBAĞININ İLİŞKİSİ?
Soybağının reddi konusunda önem arzeden hususlardan bir diğer konuda Yapay Döllenme ve Tüp Bebek durumlarıdır. Şimdi Yapay Döllenme ve Tüp Bebek konularına açıklık getirelim.

1* Yapay Döllenme
Yapay döllenme, erkekten alınan spermin kadının rahmine veya yumurta kanalına ya da döl yoluna şırınga ile aktarılmasıdır. Kocadan alınan spermlerin kendi rızasıyla eşinin rahmine şırınga edilmesi durumunda kadının doğuracağı çocuğun soybağı ile ilgili herhangi bir sorun çıkmayacaktır. Zira bu durumda çocuğun annesi de babası da bellidir. Ancak, kocanın rızasıyla yabancı bir erkekten temin edilen spermin kadının rahmine şırınga edilmesi durumunda, kadının başka bir erkekten gebe kalması durumu söz konusudur. Kocanın eşinin başka bir erkekten gebe kalmasına rıza göstermesi dahi bu durumu geçerli kılmamaktadır. Zira kanunumuzda bu durum net bir şekilde yasaklanmıştır. Ancak koca eşinin başka birinden gebe kalmasına müsaade etmişse artık doğacak çocuğun soybağını reddetmesi mümkün değildir. Aksi halde hakkın kötüye kullanılması söz konusu olacaktır. Bu nedenle koca önceden rıza göstermişse çocuk doğduktan sonra çocuğu reddetmesi mümkün değildir.
Özetle; Kadının kendi yumurtalığının ve kocanın kendi sperminin kullanılarak uygulanan yapay döllenmeye, homolog(türdeş) yapay döllenme adı verilmektedir. Türk Hukuku’nda da belirttiğimiz gibi yapay döllenmelerden yalnızca homolog yapay döllenmeye izin verilmiştir.

2* Tüp Bebek
Normal yolla gebe kalması mümkün olmayan kadına, kocadan alınan spermler ile kadından alınan yumurtaların bir tüp içinde döllendirildikten bir süre sonra döllenmiş yumurtayı (embriyo), kadının rahmine yerleştirilerek kadının doğum yapmasına Tüp Bebek yöntemi denmektedir. Böyle bir durumda çocuğun soybağında herhangi bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak evli çiftlerin başkasından donör almaları veya kendi donörleri ile oluşan embriyonun bir taşıyıcı anneye nakledilmesi kanunumuzda kesin bir biçimde yasaklanmıştır. Bu yüzden taşıyıcı annelik durumu, hukukumuzda yasaktır.

SOYBAĞININ REDDİ DAVASININ SONUCU
Medeni Kanuna göre açılacak davada soybağının reddine karar verildikten sonra karar kesinleşince, çocuk ile koca arasındaki soybağı ortadan kalkar. Ancak çocuğun anaya karşı soybağında herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Çocuk ile ana arasındaki soybağı ilişkisi aynı şekilde devam eder.


SOYBAĞININ REDDİ ile NÜFUS DÜZELTİM DAVASININ FARKLARI
Bu iki dava arasındaki farklara kısaca bir değinmekte fayda var. Zira uygulamada bu iki dava türü sıklıkla karıştırılmaktadır.
Soybağının Reddi davası ; Babalık karinesi gereğince evlilik birliği içerisinde ana rahmine düşen çocuk ile evlilik birliğinin kurulmasından itibaren 180 gün geçtikten sonra veya evlilik birliğinin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün içerisinde doğan çocuğun babası kocadır. Yani babalık karinesinin mevcut olduğu durumlarda açılacak dava, soybağının reddi davasıdır. Örneğin, kadının bekleme süresi içerisinde çocuk sahibi olması durumunda babalık karinesi devreye girmekte ve eski eş baba olarak nüfusa kaydedilmektedir. Bu durumda açılması gereken dava soybağının reddi veya babalık davasıdır. Zira çocuk bekleme süresi içerisinde doğmuştur ve babalık karinesi mevcuttur.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi davası ise; çocuğun nüfus kaydı yapılırken, ilk defa nüfus kaydı alınırken, yeniden düzenlenirken ya da herhangi bir nedenle yanlış veya eksik yazılması durumunda açılacak davadır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası genel olarak, nüfus müdürlüğünce yapılan maddi hataların düzeltilmesi ve çocuğun nesebinin belirlenmesi amacıyla açılmaktadır. Yani babalık karinesinin mevcut olmadığı halde açılacak dava nüfus düzeltim davasıdır. Babalık karinesine dayanılmadan farklı sebeplerle nüfusta baba olarak gösterilen kişi ile çocuk arasındaki soybağının ortadan kaldırılması, soybağının reddi davası ile istenemez. Bu sebeple nüfustaki babalık kaydı babalık karinesine dayanmıyorsa, mevcut durumdaki soybağının ortadan kaldırılması soybağının reddi davasına değil nüfus kaydının düzeltilmesi davasına konu olmalıdır. Örneğin, evlilik içerisinde yahut boşanma kararını takip eden 300 gün içerisinde doğum olmamasına rağmen ( çocuk bu sürelerin dışında doğmuşsa) kocanın nüfus kütüğüne çocuk kaydedilmişse burada açılacak dava Soybağının reddi davası değil nüfus sicilindeki yolsuz kaydın düzeltilmesine yönelik bir tespit davasıdır. Zira bu durumda koca ile çocuk arasında soybağı ve babalık karinesi söz konusu değildir. Ya da doğurulan çocuk karıştırılmışsa bu durumda da açılacak dava nüfus düzeltim davasıdır.

Bu iki dava türü diğer özellikleri bakımından da farklılık arzetmektedir. Zira ;
1-Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında görevli ve yetkili mahkeme, ilgilinin yani davacının yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesidir. ( Soybağının reddi davasında görevli ve yetkili mahkemeleri yukarıda açıklamıştık)
2-Nüfus kaydının düzeltilmesi davasını ; genetik anne, anne olduğunu iddia eden kadın yahut genetik anne olmadığı halde nüfusta çocuğun annesi olarak gözüken kadın ve annesinin yanlış yazıldığını düşünen çocuk açabilmektedir. Ayrıca Cumhuriyet savcıları da lüzum halinde bu davayı açabilirler. Bu davanın davalıları ise; aleyhine nüfus kaydı düzeltilmek istenen kişi ve hukuki menfaati bulunan ilgililer veya İlgili Nüfus Müdürlüğü olabilmektedir.
3-Nüfus kaydının düzeltilmesi davasını soybağının reddi davasından ayıran en önemli husus ise hak düşürücü sürelerdir. Soybağının reddi davasında öngörülen ve özel olarak düzenlenmiş sürelere yukarıda yer vermiştir. Nüfus düzeltim davasında ise herhangi bir süreye tabi olmaksızın ilgililer her zaman bu davayı açabilmektedirler.

EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2018/10243, Karar: 2018/12424, Tarih: 10.05.2018
“Dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286. madde kapsamında soybağının reddi; biyolojik babasının … olduğu yönünden ise aynı Kanun’un 301. maddesi gereği babalığın tespiti istemine ilişkindir. Çocuğun mevcut soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefrik edilip başka bir esasa kaydedilerek soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerekir. Dava, anne … tarafından kendisine asaleten, küçük …’e velayeten açılmıştır. Karar tarihinden sonra ergin olduğundan, kendisine karar ve temyiz dilekçesi tebliğ edilmiştir. TMK’nın 286. maddesine göre ”Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır. Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.” hükmünü içerdiğinden soybağının reddi davasında aktif dava ehliyeti bulunmayan … açısından aktif dava ehliyet yokluğundan davanın reddine karar verilmemesi hatalıdır.”

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ, 15.10.2018 T, 2017/7945 E., 2018/17302 K. ;
“… davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarih 2008/2-36-47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez.”

YARGITAY ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2014/19001, Karar: 2015/7464
“4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 285. maddesinde; “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi halinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.” 286. maddesinde; “Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır. Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.” 291. maddesinde ise; “Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir. Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açar. Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.“ hükümleri yer almaktadır. Mahkemece, talebin soybağının reddi davası olarak nitelendirilip asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılıp hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine uygun düşmemiştir.”

YARGITAY SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2017/13141, Karar: 2017/11234, Tarih: 21.09.2017
“Dosyadaki nüfus kayıtlarından; davacılar 23.01.1990 doğumlu davacılar Mehmet ve Sabriye’nin çocukları olarak adı geçenlerin nüfusuna tescil edildikleri, 16.02.1995 tarihinde Mehmet Kuzu ve Sabriye boşandıkları, 15.05.1995 tarihinde de Sabriye, … ile evlendiği anlaşılmaktadır. Dava, bu haliyle, davacıların babasının Mehmet Kuzu olmadığı iddiası bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 286.madde kapsamında soybağının reddi, biyolojik babalarının … olduğu yönünden ise aynı Kanun’un 301.maddesi gereği babalığın tespiti istemine ilişkindir. Çocuğun bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.”

YARGITAY ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2014/22170, Karar: 2015/10808,
“Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir duruma çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığını tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme davasıdır. Annenin gerçek anne olan Halime olduğunun belirlenmesi halinde, babalık karinesi çerçevesinde Abide, nüfus kaydına göre evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren (üçyüz gün içinde doğmuş ise bu durumda anne olarak Halime belirlendiği anda, baba Sait’in belirlenmesi yasa gereği olacaktır. O halde yasa gereği baba belirlidir ve babanın da Sait olduğunun kabul edilmesi zorunludur. Bu ise nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile mümkündür. Bu nedenle, davacı tarafından açılan davanın nüfus kayıt düzeltim davası olarak kabul edilmesi ve davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılarak işin esası hakkında inceleme yapılması gerekir.”

YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2013/4504, Karar: 2013/7769, Tarih: 21.03.2013
“Davacı; dava dilekçesiyle, gerçeğe aykırı beyanla kendisinin Dursun Ali oğlu ve İfaket’den olma olarak nüfus siciline tescil edilmiş olduğunu belirterek; nüfus sicilinde Dursun Ali ile İfaket olarak yazılı olan ana ve baba adının iptal edilmesini talep etmiştir. Davacının ayrıca Şişli 1. Aile Mahkemesine kayıtlı İsmail ve Hatun çocuğu olduğunun tespitini talep eden ayrı bir dava açtığı da görülmektedir. İstek bu haliyle nüfus kayıt düzeltimi davası olup; gerçek (biyolojik) baba ile soybağının kurulmasına yönelik bir talep bulunmamaktadır. Nüfus kayıt düzeltim davaları, Aile hukukuna ilişkin olmadığından; davaya bakma görevi Asliye hukuk mahkemesine aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece de re’sen göz önünde bulundurulur.”

İyi olmak kolaydır, Zor olan adil olmaktır..

Victor Hugo