Örnek Boşanma Cevap ve Karşı Dava Dilekçesi
DOSYA NO : ……..
CEVAP VEREN DAVALI/
KARŞI DAVACI :
VEKİLİ :Av. Hasan Basri SARI
Feritpaşa Mh. Ulaşbaba Cd. Mustafa Kaya İş MerkeziNo24/301, Selçuklu/ Konya
DAVACI/ KARŞI DAVALI :
KONU :Davaya cevaplarımızın ve karşı davamızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ;
Davacı eş, esas numarası yukarıda belirtilen mahkemeniz dosyasında şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması sebebi ile boşanma talep etmiştir. Davacı tarafın iddiaları hukuki dayanaktan yoksun, soyut iddialardır. Bu iddialar gerçeği hiçbir yönü ile yansıtmamaktadır. Davacı her ne kadar bir takım iddialarda bulunmuşsa da en ince ayrıntısına kadar izah edeceğimiz nedenler ve sunacağımız deliller ile bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılacaktır.
1-Müvekkilin, Davacı Eşe Karşı Aşırı Kıskanç Olduğu İddiası;
Davacı ve karşı davalı eş, müvekkilin yersiz kıskançlıklar sergilediğini iddia etmiştir. Ancak iddiaların devamında davacı, eski eşi ile olan ilişkisinin yalnızca eski eşinden olan müşterek çocukla kişisel ilişki kurmaktan ibaret olmadığını kabul etmiştir. Yeni bir evlilik birliği kurduğu halde eski eşi ile de hayatını normal şekilde idame etmeye devam eden davacının, müvekkilin kıskanç tavırlar sergilemesinden şikayetçi olması hayatın olağan akışına son derece aykırıdır. Davacı , müvekkil ile evlendikten sonra eski eşi ile de aktif bir şekilde görüşmeye devam etmiş, aynı iş yerinde çalışmış, birlikte yemeğe gitmiştir. Müvekkil, sürekli davacının eski eşiyle yüz yüze gelmeye mecbur bırakılmıştır. Davacının, bu tutum ve davranışlarına karşın müvekkilin rahatsız olması ve eşini kıskanması son derece doğaldır. Müvekkil bu yaşananlara rağmen hiçbir zaman ağır kıskançlıklar sergilememiş, çoğu zaman kıskanmalarını ve duyduğu üzüntüyü kendi içinde yaşayarak , gözyaşları ile bastırmıştır kendisini. Sadece müvekkilin değil, hiçbir kadının bu yaşananlara tepkisiz kalamayacağını davacı eşe önemle hatırlatmak isteriz. Zİra Yargıtay’ında kararlarında yer verdiği üzere “Eşlerin eski eşleriyle sık sık görüşmesi güven sarsıcı davranış olarak kabul edilir. Güven sarsıcı bu davranış evlilik birliğinin temelinden sarsan boşanma sebebi olarak kabul edilir.”
2- Davacının Müvekkilin Evi Terk Ettiğine İlişkin İddiası;
Davacı müvekkilin birkaç kez müşterek konutu terk ettiğini iddia etmiştir. Ancak müvekkilin evi ne için terk ettiğine hiç değinmemiştir. Müvekkilin evi terk ettiği iddiası doğrudur. Ancak önem arz eden nokta müvekkilin ne için evi terk etmek zorunda kaldığıdır. Davacının iş yerinde eski eşi de çalışmaktadır. Bu nedenledir ki müvekkil ve davacının eski eşi sürekle yüz yüze gelmişlerdir. Müvekkil bu durumu defalarca davacı eşe anlatmış ve eski eşin işten ayrılmasını istemiştir. Ancak davacı, her defasında müvekkili farklı vaatlerle kandırmış ve eski eşi ile birlikte çalışmaya devam etmiştir. Davacı bu süreçlerde bütün ilgi ve alakasını eski eşi ve çocuğuna ayırmış, müvekkile gerekli ilgi ve özeni göstermemiştir. Bu duruma artık tahammül edemeyen müvekkil, davacının ders çıkarması ve kendisinin değerini anlaması niyetiyle müşterek konutu terk etmek zorunda kalmıştır. Birkaç gün sonra davacı, müvekkili aramış, “……..” diyerek vaatlerde bulunmuş, müvekkil de davacıya karşı yaşadığı yoğun sevgi nedeniyle tekrar müşterek konuta dönmüştür. Ancak davacı, eski eşi ile olan bağını hiçbir zaman koparmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin emsal kararında şu görüşlere de yer verilmiştir:
“Toplanan delillerle davalının davacıya hakaret ettiği, davacının yakınları için aşağılayıcı sözler söylediği ve onları eve kabul etmediği, davacının da eski eşine döneceğini söylediği ve onunla görüşmeye devam ederek güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede bir birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.”
3- Davacının, müvekkilin boşanma davası açması ile ilgili iddiaları;
Müvekkil, davacının bulunduğu vaatleri yerine getirmemesi ve eski eşi ile işini ayırmaması üzerine bu durumu daha fazla gururuna yedirememiş ve davacıdan boşanmak istemiştir. Müvekkil boşanma davası açtıktan sonra davacı, müvekkili defalarca aramış ve tekrar vaatlerde bulunmuştur. Müvekkil, maalesef ki davacıya tekrardan güvenmiş ve boşanma davasından vazgeçerek müşterek konuta geri dönmüştür. Ancak davacı yine müvekkile söylediği hiçbir vaadini gerçekleştirmemiş ve eski eşiyle çocukla kişisel ilişki kurulması sınırlarını fazlasıyla aşan ilişkisini devam ettirmiştir.
4- Davacının, Müvekkilin Hastalığına İlişkin İddiaları;
Müvekkilin, davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere “……..” teşhisi konulan bir rahatsızlığı bulunmaktadır. Davacı taraf, müvekkilin bu hastalığını bahane ederek , verdiği tepkileri bu rahatsızlığa bağlamışlardır. Ancak müvekkilin bu konuda herhangi bir raporu ve kullandığı ilaç bulunmamaktadır. Müvekkil, ……… hastalığı geçirmesi nedeniyle çok nadir de olsa unutkanlık sorunu yaşamaktadır. Bunun dışında müvekkilin, hastalığından kaynaklanan bir rahatsızlığı bulunmamaktadır. Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki müvekkilin nadiren de olsa unutkanlığı olduğu halde davacının eski eşiyle olan ilişkisini bu denli hatırlamaktadır.
5- Davacının, …….. Alışverişine Müvekkili Götürmemesine İlişkin İddialları;
Davacı, …….. alışverişi için gittikleri yerin kadınlar için uygun olmadığı gerekçesiyle müvekkilin bu küçük isteğini dahi reddetmiştir. Müvekkil bu duruma çok üzülmüştür. Çünkü daha öncesinde davacı, …………. için …..alışverişine eski eşi, kızı ve kardeşi ile birlikte gitmiştir. Kadınlar için uygun bir ortam olmadığını iddia eden davacının , öncesinde eski eşini ve kızını da ne için götürdüğünü anlamak oldukça güçtür.
6- Son Olarak, Müvekkilin Eşyalarını Alarak Evi Terk etmesine İlişkin İddialar;
Davacı, müvekkilin …….. günü kendisiyle tartıştığını ve akabinde eşyalarını alarak müşterek konutu terk ettiğini iddia etmiştir. Davacının bu iddiası doğrudur. Ancak her zaman ki gibi davacı , sadece duruma değinmiş ama bu durumun neyden kaynaklandığını açıklamamıştır. Dolayısıyla müvekkilin evi ne için terk ettiğini açıklamak son derece önemlidir. ……… günü taraflar arasında küçük bir tartışma yaşanmış ve davacı, müvekkile “………” sözlerini sarf ederek müvekkilin onur ve gururunu kırmıştır. Bu sözlerin ağırlığı ve kırıcılığı altında ezilen müvekkil , maalesef ki son çare olarak müşterek konutu terk etmek zorunda kalmıştır.
KARŞI DAVAMIZ
Taraflar ……. tarihinde evlenmişlerdir. Bu evlilikten tarafların müşterek çocuğu bulunmamaktadır. Bu evlilik birlikteliği süresince davacı-karşı davalı eski eşi ile ilişkisini devam ettirerek güven sarsıcı davranışlarla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet vermiştir.
Davacı-karşı davalı , eski eşi ile olan bağını ve ilgisini daima sürdürmüştür;
Taraflar evlenmeden önce yaklaşık ….. gibi bir süre telefon üzerinden konuşmuşlardır. Müvekkil, artık davacıyı tanıdığını düşünerek davacıyla evlenmiş ve bütün hayatını değiştirerek -……. ilçesine taşınarak davacının yanına yerleşmiştir. Davacı,………. işletmektedir ve iş yerinde eski eşi …… olarak çalışmaktadır. Davacı evlenmeden önce müvekkile, ‘…………’ diyerek vaatlerde bulunmuş ancak taraflar evlendikten sonra hiç bir vaadini yerine getirmemiştir. Davacı , müvekkille hiçbir şekilde ilgilenmemiş, bütün ilgi ve alakasını eski eşi ve eski eşinden olan çocuğuna ayırmıştır. Bu duruma daha fazla katlanmayan müvekkil henüz ……. evliyken , müşterek konutu terk etmek zorunda bırakılmıştır. Bir gün sonra davacı, müvekkili aramış ‘…….’ demiştir. Müvekkil de davacıya karşı hissettiği yoğun sevgiden dolayı davacıya güvenmiş ve müşterek konuta geri dönmüştür. Ancak davacı yaşananlara rağmen eski eşi ile olan bağını koparmamıştır. Davacı eski eşi ve çocuğuna bütün vaktini ayırarak onlarla ilgilenirken müvekkilin ailesiyle tanışmaya dahi yanaşmamıştır. Müvekkil her şeye rağmen evliliğini korumak adına yaşananları çaresizce kabul etmiştir.
Davacının, kusurlu tutum ve davranışları nedeniyle müvekkil düşük yapmıştır;
Müvekkil , ……… da iken yaptırdığı testler neticesinde …….olduğunu öğrenmiş ve bu durumu heyecanla davacı eşe söylemiştir. Ancak davacı eş, …istemediğini söyleyerek , tabiri caizse müvekkilin hevesini kursağında bırakmıştır. Akabinde davacı, müvekkile “……..” diyerek eşinin …..saklamaya çalışmıştır. Yaşanılanların üzüntüsü ve stresini kaldıramayan müvekkil maalesef ki …….. Müvekkil, bebeğini yeni kaybeden bir anne olduğu halde davacı bir kez olsun müvekkili ziyaret etmemiş ve müvekkili bu süreçte dahi yalnız bırakmıştır.
Davalı, müvekkile söylediği hiçbir vaadi yerine getirmemiştir;
Müvekkil yaşananlara daha fazla dayanamamış ve boşanmak istemiştir. Müvekkil, iki defa boşanma davası açmış ancak her defasında davacı, müvekkili aramış ve ‘ ……….” vaatlerinde bulunarak müvekkili boşanmaktan vazgeçirmiştir. Müvekkil de davacıya karşı hissettiği yoğun sevgi duygusu nedeniyle evliliğini kurtarmak adına davacıya güvenmiş ve boşanmaktan vazgeçmiştir. Ancak müvekkil boşanma davasından her defasında vazgeçtikten sonra davacı , eski tutum ve davranışlarını sergilemiş ve eski eşiyle hiçbir surette arasına bir mesafe koymamıştır. Davacı sergilediği davranışlarla müvekkilin güvenini sarsmış ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet vermiştir. Nitekim Yargıtay da verdiği kararlarda “Eşlerin eski eşleriyle sık sık görüşmesi güven sarsıcı davranış olarak kabul edilir. Güven sarsıcı bu davranış evlilik birliğinin temelinden sarsan boşanma sebebi olarak kabul edilir” şeklinde hüküm kurmuştur.
Davacı, müvekkilin hastalıkları ile ilgilenmemiş, gerekli özeni göstermemiştir;
Müvekkil …….. hastalığına yakalanmış ve ağır sağlık sorunları yaşamıştır. Yaşadığı hastalıklar neticesinde müvekkile ‘……..’ teşhisi konmuş ve nadiren de olsa unutkanlık başlamıştır. Ancak müvekkilin bu hastalık nedeniyle aldığı herhangi bir rapor veya ilaç bulunmamaktadır. Ayrıca müvekkilin ….. süreli engelli raporu bulunmaktadır. Bu raporun veriliş sebebi ise müvekkilin doğuştan ……..olmasıdır. Bu hastalıklar müvekkilin hayatını ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyecek derecede olmasalar da davacı, hiçbir zaman müvekkille ilgilenmemiş ve evlilik birliğinin gerektirdiği özeni göstermemiştir. Aynı şekilde yukarıda ifade ettiğimiz üzere müvekkil yaşadığı üzüntü ve stres neticesinde düşük yapmış ve bebeğini kaybetmiştir. Maalesef o süreçte bile davacı , müvekkili ziyaret etmemiş ve eşine herhangi bir maddi-manevi destek vermemiştir.
Son olarak, davacı, müvekkile onur kırıcı sözler sarf etmiştir;
Müvekkil, davacıyla yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen evliliğini kurtarmak adına defalarca susmuş ve yaşadıklarına katlanmıştır. Her zaman davacıya destek olmuş, ev işlerinden iş yerine kadar daima davacıya yardım etmiştir. Müvekkil yaptığı onca fedakarlığa rağmen davacı tarafından defalarca onur kırıcı hakaretlere maruz bırakılmıştır. Yukarıda belirttiğimiz üzere ……… günü taraflar tartışmış ve davacı , müvekkile “………..” sözleriyle müvekkilin onur ve gururunu kırmıştır. Aynı şekilde taraflar bir defasında tartıştığı sırada davacı, müvekkile “……….” sözlerini sarf etmiştir. Maalesef ki davacı……. müvekkilin duygularını kullanmış , onur ve gururunu kırmıştır.
HUKUKİ NEDENLER : TMK , HMK ve diğer yasal mevzuatlar
DELİLLER : tanık, bilirkişi, keşif, yemin , isticvap ve diğer yasal deliller
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda ayrıntılarıyla arz ve izah olunan ve re’sen değerlendirilecek nedenlerle;
Müvekkilimize karşı açılmış bulunan haksız davanın reddi ile karşı davamızın kabulüne karar verilerek tarafların BOŞANMALARINA,
Müvekkilimiz lehine ……. TL manevi, …….. TL maddi olmak üzere toplamda …… TL’lik tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı taraftan tahsiline,
Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederiz. ……2020
Davalı-Karşı Davacı Vekili Av. Hasan Basri SARI
