Makalemize başlamadan önce şu hususu ifade etmek gerekir. Esasen 3 farklı halde istihkak davası açılabilmektedir. Bunlar;
1-İcra İflas Hukukundan Kaynaklanan Hacizde İstihkak Davası (İİK m.97-99)
2-Miras Hukukundan Kaynaklanan İstihkak Davası (Buraya tıklayarak makalemize erişebilirsiniz),
3-Eşya Hukukundan Kaynaklanan (malın elden çıkması halinde) İstihkak Davası (Buraya tıklayarak makalemize erişebilirsiniz).
Bu makalemizde; İcra İflas Hukukundan Kaynaklanan Hacizde İstihkak davalarına yer verilmiştir.
HACİZDE İSTİHKAK DAVALARI
Öncelikle Hacizde İstihkak Davalarına ilişkin kanun maddelerine yer vermekte fayda görmekteyiz;
Madde-97
“İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir.
İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin talikı talebini reddeder. Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır. Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur.
Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir.
Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davaları Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı hükümlere uygun olmadıkça talik emri verilemez.
Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez.
Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine icra hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir.
İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa icra hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir.
İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır.
Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz.
İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.
Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir.
İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.
Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir.
İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestce takdir eder.
İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır. “
Madde-97/a (İstihkak davalarında mülkiyet karinesi)
“Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (Ek üçüncü ve dördüncü cümle:24/11/2021-7343/8 md.) Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.
İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.”
Madde-99 (Üçüncü şahsın zilyetıği)
“Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”
Şimdi, yukarıdaki kanun maddeleri doğrultusunda Hacizde İstihkak Davalarını açıklamaya çalışalım;
HACİZDE İSTİHKAK NEDİR?
Borçlunun malları haczedilirken, bazen üçüncü bir kişiye ait olan mallarda haczedilebilmektedir. Bu durumda üçüncü bir kişiye ait bir malı hacizden kurtarmak için bu davanın açılması gerekmektedir. Özetle, Hacizde istihkak davasının amacı istihkak iddia edilen mallar üzerinde haczin kaldırılmasını sağlamaktır. Bu dava üçüncü kişi lehine sonuçlanırsa, o mal üzerindeki haciz kalkar, alacaklı lehine sonuçlanırsa mal borçlunun sayılır ve alacaklı malın satılmasını ve satış bedelinden alacağının ödenmesini isteyebilir.
Hacizde İstihkak davasının konusu, mülkiyet , rehin ve diğer aynı hakları kapsamaktadır.
İstihkak iddiasında bulunulan mallar, çekişmeli mallardan sayılmaktadır. Bu nedenle bu malların haczi, hacizde tertip kuralına göre sonraya bırakılır.
!!!!Hacizde İstihkak davası, hem taşınırlar hemde taşınmazlar için açılabilir. Ancak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması için istihkak davası açmak yerine, şikayet yoluna başvurulması gerektiği görüşündedir. (ilgili Yargıtay kararına aşağıda yer verilmiştir)
Ayrıca unutulmamalıdır ki, istihkak iddiasının ileri sürülebilmesi için geçerli bir haczin bulunması gerekir. Haczin; kesin, geçici, ilave, tamamlama veya ihtiyari haciz olması fark etmez. Zira; haciz yapılmaması, haciz yapıldığı halde süresinde satış istenmemesi veya takibin iptal edilmesi hallerinde istihkak iddiasında bulunmak mümkün değildir.
İstihkak davasını üçlü bir ayrıma tabi tutmak gerekir. Bunlar;
1-Malın borçlunun elinde bulunması
2-Malın Borçlu ile Üçüncü kişinin elinde birlikte bulunması
3-malın Üçüncü Kişi de bulunması.
1- MALIN BORÇLUNUN ELİNDE BULUNMASI
Borçlunun elindeki mal haczedilirken, o malın başkasına ait olduğu veya üzerinde rehin olduğu iddia olunması halinde, icra müdürü tarafından bu durum tutanağa geçirilir.
Unutulmamalıdır ki istihkak iddiasında, yalnızca borçlu (üçüncü kişi lehine) veya üçüncü kişi (kendi lehine) bulunabilmektedir.
Borçlu veya üçüncü kişi, haczi öğrendikleri tarihten itibaren 7 gün içinde icra dairesine İstihkak iddiasında bulunmalıdır. Aksi halde, istihkak iddiası bir daha öne sürülemez.
Üçüncü kişinin istihkak iddiası, borçluya ve alacaklıya bildirilir. Alacaklı ve Borçlu, bildirimden itibaren 3 gün içerisinde istihkak iddiasına itiraz edebilirler. 3 gün içinde itiraz edilmemesi halinde, İSTİHKAK İDDİASI KABUL EDİLMİŞ SAYILIR.
Alacaklı veya borçlunun 3 gün içerisinde itiraz etmeleri halinde, icra memuru dosyayı icra mahkemesine re’sen gönderir. İcra mahkemesi, yapacağı inceleme neticesinde takibin devamına veya ertelenmesine karar verir. Takibin ertelenmesine karar verilmesi halinde, davacıdan belli bir miktar TEMİNAT alınır.
İcra mahkemesinin, takibin devamı şeklinde karar vermesi halinde, bu karar kesindir. Yani bu karara karşı kanun yoluna gitmek mümkün değildir.
İstihkak konusu mal, paraya çevrilmiş ise yani satılmışsa dahi istihkak davası konusuz kalmaz. Dava, malın değeri üzerinden devam eder. ANCAK; takip konusu borcun ödenmesi, takipten feragat, haczin kaldırılması veya düşmesi, takibin iptali, süresinde satışın istenmemesi gibi durumlarda dava konusuz kalır ve mahkemece karar verilmesine yer olmadığına kararı verilir. (İlgili Yargıtay kararına aşağıda yer verilmiştir)
Üçüncü kişi, takibin ertelenmesi veya devamı kararının kendisine tebliğ edilmesinden itibaren 7 gün içerisinde, icra mahkemesinde İstihkak Davası açabilir. Bu sürede davanın açılmaması halinde, üçüncü kişi istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Süreyi kaçıran üçüncü kişi, artık yalnızca borçluya karşı Sebepsiz zenginleşme davası açabilecektir.
!!!! Üçüncü kişiye istihkak iddiasında bulunma imkanı verilmemiş ise, üçüncü kişi haczi öğrendikten itibaren 7 gün içerisinde doğrudan İstihkak davası da açabilecektir.
Davanın Tarafları;
A.Davacı; Bu davanın davacısı, üçüncü kişidir.
B.Davalı; Bu davanın davalısı, haczi koyduran alacaklıdır. Ancak, istihkak iddiasına borçlu da itiraz etmişse, alacaklı ve borçlu arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme;
İstihkak davası, icra takibinin yapıldığı veya davalının yerleşim yeri (davalılar birden fazla ise herhangi birinin yerleşim yerinde) İcra Mahkemesinde açılır. İstihkak davasına karşı, alacaklı tarafından Tasarrufun İptali davası açılması halinde, bu dava da icra mahkemesinde görülür. AYRICA; Bu halde açılan Tasarrufun İptali davalarında, özel dava şartı olan “geçici veya kesin aciz belgesi” aranmaz.!!!
İspat ve Deliller;
Bu davada, ispat yükü davacı üçüncü kişidedir. Üçüncü kişi, iki hususu ispat etmek zorundadır. Bunlar;
A.Haczedilen malı ne suretle iktisap ettiğini ve
B.Hahzedilen malın, borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri, ispatlamalıdır.
!!! Bu davanın, tanık dahil her türlü delille ispatlanması mümkündür. Yani bu dava nezdinde, senede karşı senetle ispat kuralı uygulanmaz.
Hüküm;
İstihkak iddiası üzerine takip ertelenmiş ve neticede dava reddedilirse; Davacı üçüncü kişiden, %20 den aşağı olmamak tazminat alınmasına hükmedilir. !!! Tazminata hükmedilebilmesi için mutlaka takibin ertelenmesine karar verilmiş olmalıdır.
İstihkak davası kabul edilir ve itiraz edenin kötü niyetli olduğu tespit edilirse; İtiraz edenden, %15 ten az olmamak üzere tazminat alınmasına hükmedilir.
İstihkak davasında verilen hüküm maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
!!! İstihkak davası, mutlaka DURUŞMALI olarak incelenmelidir. Dosya üzerindne yalnızca takibin devamına veya ertelenmesine kararları verilebilir.
Özetle;
| Görevli Mahkeme | İcra mahkemesi |
| Yetkili Mahkeme | asıl icra takibinin yapıldığı veya davalının yerleşim yeri |
| Süre | İcra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının tebliğinden itibaren 7 gün |
| Taraflar | Davacı, üçüncü kişi / Davalı, haciz koyduran alacaklıdır. Ancak borçlu da itiraz etmişse alacaklı ve borçlu arasında mecburi dava arkadaşlığı olur. |
| Yargılama | Basit yargılama |
| İnceleme | Mutlaka duruşmalı olarak incelenmeli |
| İspat | İspat yükü davacı üçüncü kişidedir. Davacı; malı ne suretle iktisap ettiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri ispatlamalıdır. |
| Delil | Tanık dahil her türlü delile dayanılabilir |
| Hüküm | Maddi anlamda kesin hüküm. |
| Tazminat | Davanın kabulü halinde, itiraz eden %15 den az olmamak üzere tazminat öder. Dava reddedilirse ; Davacı üçüncü kişi, %20 den az olmamak üzere tazminat öder. |
2- MALIN, BORÇLU VE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN BİRLİKTE ELİNDE BULUNMASI
Malın, borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunması halinde de mal borçlunun elinde sayılır. Bu nedenle yukarıda anlattığımız hükümler bu durumda da uygulanır.
Ancak, bu durumdaki fark ise, üçüncü kişi lehine bir karine oluşturulmuştur. Bu karine gereğince; “birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklarına ait olduğu açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar, bunların sayılır. Bu karinenin aksini ispat zorunluluğu ise davalı alacaklıdadır. Bu husus dışında, “malın borçlunun elinde bulunması” halindeki prosedürler uygulanır.
3- MALIN, ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN ELİNDE BULUNMASI
Haczedilen mal, üçüncü kişinin elinde bulunmasına rağmen borçlu, malın kendisinin olduğunu veya diğer bir ayni hakkının olduğunu iddia ederse, mal haczedilir ancak üçüncü kişinin yedieminliği kabul etmesi halinde mal muhafaza altına alınmaz.
Malın haczedilmesinin akabinde icra müdürü; alacaklının, üçüncü kişiye karşı İstihkak davası açması için 7 günlük süre verir. Alacaklı kendisine verilen 7 günlük süre içerisinde dava açmaz ise, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır ve malın üzerindeki haciz kalkar.
Alacaklı tarafından süresinde İstihkak davası açılması halinde, dava sonuçlanıncaya kadar hacizli malın satışı istenemez. Bu nedenle, takibin ertelenmesi kararı alınmasına da gerek yoktur.
Bu davalarda önem arz eden hususlardan biri de, Organik Bağ kavramıdır. Takip borçlusu ile üçüncü kişi arasında herhangi bir bağ olduğu tespit edilirse haciz yapılabilmektedir. Yargıtaya göre aşağıdaki hallerde Organik Bağın varlığı kabul edilir;
*Borçlu şirkete ait bir kısım evrakların davalı şirketin işyerinde çıkması,
*Borçlu şirke ile davalı şirketin aynı merkezden yönetilmesi,
*Borçlu şirket ile davalı şirketin yöneticilerinin aynı olması,
*Şirketler arasında iktisadi ilişkinin varlığı.
Davanın Tarafları;
Malın üçüncü kişinin elinde olması halinde açılacak istihkak davasının DAVACISI, ALACAKLIDIR. Davalısı ise, ÜÇÜNCÜ KİŞİDİR.
!!! Bu davanın sonucu ne olursa olsun ne davacı alacaklı lehine, ne de davalı lehine herhangi bir tazminata hükmedilmez.
Not; İstinabe yolu ile haciz yapılması halinde, bir istihkak iddiasında bulunulursa, icra memuru istihkak iddiasının hangi prosedürü (malın borçlunun elinde olması/ borçlu-üçüncü kişinin elinde olması / üçüncü kişinin elinde olması) gerektirdiğine bakmaksızın haciz işlemlerini yapar. Zira yukarıda da bahsettiğimiz üzere, İstihkak iddiasına ASIL İCRA DAİRESİ bakar.
HACİZDE İSTİHKAK DAVASINA İLİŞKİN EMSAL YARGITAY KARARLARI

HGK. 07.04.2004, 12-210/208
“Tapuda borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmazların alacaklılar tarafından haciz edilmesi üzerine, borçlu ‘bu taşınmazın gerçekte üçüncü kişiye ait olduğu- nu ya da üçüncü bir kişi ‘bu taşınmazın borçluya değil kendisine ait olduğunu’ ileri sürebilir. Gerçekten, üçüncü kişiler, ‘borçlu adına olan tapu kaydının iptali için mah-kemede dava açtıklarını ve davanın devam ettiğini, (12. HD. 23.12.1988, 3903/ 15948) (ya da açtıkları davanın sonuçlandığını), ‘kaydına haciz konulan taşınmazın, hacizden önce kendilerine satılmış (ancak, tapuda resmi senet düzenlenmiş olmasına rağmen, satışın yanlışlıkla tapu kütüğüne işlenmemiş) olduğunu’ (15. HD. 05.03. 1986, 551/823), ‘haczedilen taşınmazın, daha önce kendilerine satışının vaad edildiğini, bu konuda düzenlenen resmi taşınmaz satış vadinin -haciz tarihinden önce tapuya şerh verildiğini’ (15. HD. 07.02.1986, 4547/380) bildirerek istihkak iddiasında bulunabilirler.
17. HD. 24.02.2011, 983/1584; 17, HD, 25.01.2011, 7969/363
“İİK’nın 96. maddesine göre, istihkak iddiasının borçlu tarafından üçüncü kişi lehine veya üçüncü kişi tarafından bizzat kendi lehine ya da İİK’nın 85/2. maddesi uyarınca borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran kişilerin, diğer bir üçüncü kişi lehine ileri sürülebilir,”
17. HD. 02.06.2016, 20303/9666; 8. HD. 02.06.2016, 18405/9715
“Dava konusu haciz, borçlunun ve davalı 3. kişinin yokluğunda, davalı borçlunun kardeşi olduğunu belirten kişinin huzurunda yapılmış, borçlunun kardeşi, davalı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunmuş haczin İİK 99. madde gereğince yapıldığı, borçlunun kardeşinin, davalı 3. kişinin yetkilisi olmadığı gibi borçlu da olmadığından, 3. kişi le- hine istihkak iddiasında bulunma hak ve yetkisine sahip olmadığı, bu nedenle geçerli bir istihkak iddiasının varlığından söz edilemez. Mahkemece; istihkak iddiasında bulunan 3. şahsın istihkak iddiasının reddine karar verilmiş ise de; hacizde hazır bulu- nan borçlunun kardeşinin kendi adına istihkak iddiasında bulunmadığı, davalı 3. kişi tarafından açılan istihkak davasının, süresinde yapılmış usule uygun bir istihkak iddi- ası olmadığından, ön koşul yokluğu nedeniyle reddi gerekir”
17. HD. 03.04.2012, 1302/4033
“Tüzel kişiler adına ancak yetkili temsilcileri istihkak iddiasında bulunabilir. Bu kişiler yerine, tüzel kişinin çalışanlarının (işçilerinin, bekçilerinin) yaptıkları istihkak iddiaları geçerli sayılmaz”
17. HD. 07.06.2004, 4962/5486
“Takip konusu borcun ödenmesi, alacaklının takipten feragat etmesi, alacaklının haczi kaldırması, haczin düşmesi, takibin iptali, yasal süresi içinde satış istenmemesi, borçlunun iflâsına karar verilmesi vb. gibi durumların gerçekleşmesi halinde, icra mahkemesince konusu kalmayan istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilir”
17. HD. 26.09.2016, 13780/12554
“İstihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinde açılması mümkün olduğu gibi, davalının birden fazla olma-sı halinde davanın, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilmesi de mümkündür”
17. HD. 15.02.2005, 7162/1204
“Haczedilen malın değeri ile takip konusu alacağın miktarından hangisi az ise, onun % 20’si oranında tazminata hükmedilmesi gerekir”
17. HD. 29.04.2010, 2009/7887, 2010/4051
“Davalı üçüncü kişi şirketin takip tarihinden sonra 07.11.2006’da Özel Birikimliler Dergisi Dershanesi ruhsatını devralarak Mithatpaşa Cad. No:35 adresinde kurulduğunu iddia ettiği, bu dershanenin sahibi olan Özel Seran Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.nin ortakları arasında yer alan T. Y.’in aynı zamanda borçlu şirketin de ortağı ve yetkilisi, diğer ortak M. P.’in ise üçüncü kişi şirketin müdürü olduğu, 08.04.2008 günlü hacizde hazır bulunun A. T.’nın aynı zamanda üçüncü kişi şirketin ortaklarından olduğu, dava konusu hacizde kapandığı bildirilen Birikimliler Dershanesi’ne ait yayınların ve belgelerin ele geçtiği, haciz mahallinde borçlu şirketin faaliyetini sürdürdüğü ve alacaklıdan mal kaçırmak için üçüncü kişi ile organik bağ içinde danışıklı işlemler yaptığı gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmiş Yargıtayca da onanmıştır”
NOT: Yukarıda makalemizde yer verilen bilgi ve Yargıtay kararları, değerli üniversite hocam Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kodakoğlu’nun 3. Baskı İcra İflas Hukuku kitabı kaynak alınarak hazırlanmıştır. Kendisine sonsuz teşekkürlerimle..
