BABALIK DAVASI
Babalık davasını açıklamadan önce konunun daha anlaşılır olabilmesi için ana-baba ile çocuk arasında soybağının hangi şekillerde kurulduğunu kısa bir açıklamakta fayda var.
Soybağının Kurulması;
Medeni Kanunumuzun 282. Maddesine göre;
“Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. ( çocuğun evilik birliği içinde doğup doğmamasının bir önemi bulunmmaktadır.)
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.” ( Kanun hükmünde geçen hakim hükmünden kasıt babalık davasıdır)
Babalık Karinesi;
Babalık karinesi de kısaca bir değinmekte fayda var. Aşağıda da açıkladığımız üzere Medeni Kanunumuzun 302. Maddesi gereğince;
“Davalının, çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır” Aynı şekilde “eğer ki çocuk evlilik dışında ancak boşandıktan sonraki 300 gün içerisinde doğmuşsa o halde yine babalık karinesi devreye girecek eski eş ile çocuk arasında soybağı kurulacaktır.
BABALIK DAVASI
Babalık davası, evlilik dışında veya evlilik birliğinin sona ermesinden yani boşanmadan itibaren 300 gün (iddet/bekleme süresi) sonra dünyaya gelen çocuk için açılabilen davadır. Babalık davasına ilişkin hükümler Medeni kanunumuzun 301 ile 304. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Kanun Hükümlerine Göre;
“Dava hakkı- Madde 301: Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.
Karine- Madde 302: Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır.
Bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur.
Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.
Hak düşürücü süreler -Madde 303: Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
Ananın malî hakları – Madde 304: Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir:
- Doğum giderleri,
- Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri,
- Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler.
Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.
Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.”
BABALIK DAVASINI KİMLER AÇABİLİR ve KİMLERE KARŞI AÇILIR;
Babalık davasını ancak anne veya çocuk açabilir. Anne ve çocuk birbirinden bağımsız şekilde bu davayı açabilecekleri gibi birlikte de bu davayı açabilir. Ancak anne yalnızca kendi adına babalık davası açabilir. Annenin çocuğu adına babalık davası açması mümkün değildir. Her ne kadar davanın adından ötürü, baba tarafından açılacağı düşünülse de baba olduğunu iddia eden kişi babalık davası açamayacaktır. Baba bu durumda tanıma davası ve beyanıyla çocuk ile soybağının kurulmasını sağlayabilir.
Bu dava, baba olduğu iddia edilen kimseye karşı açılır. Baba olduğu iddia edilen kimse ölmüşse, bu dava mirasçılarına karşı açılır. Birden fazla kişinin baba olma ihtimali söz konusu ise, bu dava baba olma ihtimali olan herkese karşı açılabilmektedir. Baba olma ihtimali olan kişilerin hepsine karşı tek bir dava açılabileceği gibi, her birine ayrı ayrı dava da açılabilir.
BABALIK DAVASININ AÇILABİLMESİNİN ŞARTLARI ?
- Öncelikle, Babalık davasının açılabilmesi için, çocuğu doğuran annenin belli olması gerekir. Annesi belli olmayan bir çocuk hakkında babalık davası açılamaz.
- İkinci ve en önemli şartlardan biri de, Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi bulunmaması gerekir. Böyle bir durumda öncelikle soybağının reddi davası açılarak mevcut soybağının kaldırılması gerekir.
BABALIK DAVASINDA SÜRELER?
Babalık davası, açılabilmesi için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak bu davanın açılabilmesi hak düşürücü süreye tabidir. Annenin açacağı dava ile çocuğun açacağı dava arasında hak düşürücü sürelere ilişkin farklılıklar mevcuttur.
1-Annenin Açacağı Babalık Davasında Hak Düşürücü Süre;
Kural olarak; anne, babalık davasını doğumdan itibaren 1 yıllık süre içerisinde açmalıdır. Ancak eğer çocuk ile başka bir erkek arasında zaten soybağı ilişkisi varsa, bu bir yıllık hak düşürücü süre soybağı ilişkisinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Eğer ki bu bir yıllık sürenin geçmesine neden olan haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde bu dava açılabilir.
2-Çocuğun Babalık Davası Açma Süresi
Anayasa Mahkemesi tarafından çocuk için öngörülen hak düşürücü süreler iptal edilmiştir. Bunun neticesinde, çocuk tarafından açılan babalık davasında artık herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir, çocuk istediği zaman bu davayı açabilecektir.
BABALIK DAVASINDA GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME?
Babalık davasında görevli mahkeme, aile mahkemeleridir.
Babalık davası, soybağına ilişkin davalardandır. Bu nedenle Medeni Kanunumuzun 283. Maddesine göre; Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.”
BABALIK DAVASINDA İSPAT?
Babalık davasında ispata ilişkin artık günümüzde herhangi bir sorunla karşılaşılmamaktadır. Zira DNA testleri neticesinde gerçek baba kolaylıkla ortaya çıkmaktadır.
EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, Esas: 2011/160, Karar: 2011/247, Tarih: 29.04.2011
“Dava dilekçesinin içeriğine bakıldığında, davacının tanıma yolu ile dava dışı E.G. adına oluşturulan soybağının geçersiz olduğunu ileri sürerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve babalığa hükmedilmesini istediği görülmektedir. Nüfus kaydında baba olarak tescil edilmiş bulunan E.G.’nin davada yer alması kamu düzeni ile ilgili olduğundan, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmemiş olması, davacının tanımanın iptalini istemediği şeklinde yorumlanamaz. O halde, Mahkemece davanın babalığa ilişkin bölümü tefrik edilip, ayrı bir esasa kaydedilmeli; öncelikle tanımanın iptali davası sonuca bağlanmalı, babalık davası bakımından da, iptal davası bekletici sorun yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.”
YARGITAY ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2012/15265, Karar: 2013/3039
“Dava, babalığın tespiti istemine ilişkin olup Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesinde evlilik birliğinin bulunmaması halinde velayetin anaya ait olacağı; 426/2. maddesinde ise yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı; 301. maddesinde de babalık davasının, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye, dava ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbar edileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, babalık davasının ana tarafından açıldığı ancak küçüğe kayyım tayin edilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece öncelikle küçüğe kayyım tayin edilip, davada yer alması sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.”
YARGITAY SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2017/6402, Karar: 2017/10032, Tarih: 06.07.2017
“Davada soybağının reddi, babalık hükmü, nafaka ve maddi manevi tazminat talep edilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun dava hakkını düzenleyen 286. maddesinde kocanın soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebileceği buna ilişkin davanın açılacağı; çocuk da dava hakkına sahip olup bu davanın ana ve kocaya karşı açılacağı hükmünü içerdiği; 291. maddesinde ise, diğer ilgililerin dava hakkı düzenlenerek; dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabileceği; ergin olmayan çocuğa atanacak kayyımın, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açacağı hükümlerinin yer aldığı, yine babalık davasında ise; Türk Medeni Kanunu’nun 303. maddesinde “Babalık davasınn, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği, ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği; çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı, bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. 23.02.2006 doğum tarihli küçük ile ilgili olarak soybağının reddi ve babalık davası anne tarafından açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle annenin dava açma hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.”
YARGITAY İKİNCİ HUKUK DAİRESİ, Esas: 2005/3742, Karar: 2005/6300, Tarih: 18.04.2005
“743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinde çocuğa soybağının reddi imkanı verilmemiş, bu hak 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ile getirilmiştir. Davacı dilekçesinde; babasının İbrahim olduğunu annesinin söylemesi üzerine yeni öğrendiğini ileri sürmüştür. Soybağının reddi davasındaki hak düşürücü süreler ise Türk Medeni Kanununun 289. maddesine hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan babalık davasında, hak düşürücü süre; çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bu nedenlerle önce soybağının reddi daha sonra babalık davası yönünden talebin incelenmesi gerekir.”
