“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: İCRA HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI: 2012-381/ 2013-98
TARİH: 22/04/2013
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek takibin durdurulması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin şikayet kabul edilerek tebliğ tarihinin düzeltildiği; imzaya itirazın ise reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6102 Sayılı T.T.K.’nun 776/1-f (6762 Sayılı TTK.nun 688/6).maddesi gereğince, senette düzenleme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanunun 777/4 (eski 689/son) maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Düzenleme yeri olarak, idari birim adı (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Senette bulunması zorunlu olan düzenleme yeri ve düzenleyenin adresi senet keşidecisi için geçerli olup, 6102 Sayılı T.T.K.nun 702 6762 Sayılı TTK.nun 614).maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan avalistin adresinin senette yazılı olması hali yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez.
Somut olayda, takibe dayanak olarak gösterilen 25/08/2010 vadeli 6.000,00 TL bedelli; 15/09/2010 vadeli 3.000,00 TL bedelli ve 25/09/2010 vadeli 3.000,00 TL bedelli üç adet senette düzenleme yerinin yazılmadığı ve yine düzenleyenin adının yanında da düzenleme yeri olarak kabul edilebilecek bir idari birimin yazılmadığı görülmektedir. Takibe konu bu üç senette düzenleme yeri bulunmadığından kambiyo vasfında olduğunun kabulü mümkün değildir ve bu husus mahkemece re’sen gözetilir.
O halde, mahkemece, itiraz süresinde kabul edildiğine göre, yukarıda belirtilen üç adet senet yönünden düzenleme yeri bulunmadığından bu durum re’sen dikkate alınarak İİK.nun 170/a maddesi gereğince, itiraz dilekçesinde takibin durdurulması talep edilmiş olmakla HMK.nun 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gözetilerek, takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin tamamen reddi isabetsizdir.
Diğer yandan;
İİK.nun 170/3. maddesine göre, icra mahkemesi, 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapacağı, inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile
birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilir ve itiraz reddedilir.
Somut olayda, takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ise de, yukarıda özetlenen açık yasa hükmüne göre, mahkemece İİK.68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapılacak bir imza incelemesi neticesinde tarafların tazminatla sorumlu tutulacakları düzenlendiğinden ve mahkemece herhangi bir imza incelemesi yapılmaksızın Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidildiği anlaşıldığından borçlunun inkar tazminatı ve para cezası ile sorumlu tutulması doğru değildir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
——————————————————————-
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :3.2.2011
NUMARASI :Esas no:2008/129 Karar no:2011/113
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 19.6.2012 günü temyiz eden davalılardan A.. A.. geldi. Karşı taraf davacılar S.. K..ve S.. S.. K.. ile vekilleri ve aynı zamanda kayyımları Av. A..C..Y..gelmediler. Keza ihbar olunan Hazine temsilcisi ile Cumhuriyet Savcılığından da gelen olmadı. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Türk Medeni Kanununun 337. maddesi uyarınca evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de,kanun koyucu babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranamayacağı ilkesinden hareket ederek küçük için kayyım tayin edilmesini (TMK.md.426/2) ve davanın Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye; ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbarını öngörmüştür (TMK.md.301/3). Böylece şu veya bu gibi düşüncelerle ana babının çocuk aleyhinde birleşmeleri ve onun zararına bir durumun doğumu önlenmek istenmiştir. Yukarıda açıklanan kural çerçevesinde anaya dava ihbar (HUMK.md.48) edilip, katılımına imkan hazırlamadan ve gösterdikleri takdirde delilleri de toplanmadan eksik incelemeyle hüküm verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.10.2012 (Pzt.)
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
TARİHİ :31.05.2011
NUMARASI :Esas no:2011/166 Karar no:2011/300
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı (kadın) 12.07.2011 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiştir. Bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25.04.2012 (Çrş.)
——————————————————————-
22. Hukuk Dairesi 201113625 E.2012/13050 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
TARİHİ : 13/09/2011
NUMARASI : 2011/642-2011/625
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, işletmenin ve işyerinin gereklerinden kaynaklanan sebeple davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek bu sebeple davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, işverence feshin geçerli bir sebebe dayandığının ispatlanamaması sebebiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; işverence organizasyon yapısında yapılan bir takım değişiklikler sebebiyle davacının iş sözleşmesinin feshedildiği savunulduğu halde mahkemece bu hususta deliller toplanmadan ve uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; işverenin organizasyon yapısında yaptığını savunduğu değişikliğe ilişkin işletmesel kararın istenmesi, buna ilişkin tüm delil ve belgelerin toplanması, işin uzmanı bilirkişilerden üç kişilik bir heyet oluşturulup bu heyete işyerinde ve işveren kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi de verilmek suretiyle, işletmesel karar sonucunda işçi çıkartılmasının gerekli olup olmadığı, işletmesel kararın tutarlı uygulanıp uygulanmadığı, davalı işverence fesihten önce ve sonra davacının niteliklerinde yeni işçi alınıp alınmadığı, feshin son çare olması ilkesinin göz önünde bulundurulup bulundurulmadığı hususları kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200919115 E.2010/186 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :06.11.2008
NUMARASI :Esas no:2007/1090 Karar no:2008/1125
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı A.’nin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalılar N.ve İ.nin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince;
Dava dilekçesinde dava değeri 1.000.00 TL. olarak gösterilmiştir. Davalı vekilinin itirazı üzerine dava değeri açıklattırılarak bu değer üzerinden nispi harç tamamlattırılmıştır.(Harçlar Kanunu md.30)
Davanın reddi nedeniyle davalılar N.ve İ.lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. ve 12. maddesi uyarınca vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücreti taktiri doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2.bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte yazılı nedenle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 67.20 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran davalılara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11.01.2010 (Pzt.)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200917969 E.2010/20644 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :11.6.2009
NUMARASI :Esas no:2009/3 Karar no:2009/62
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar ilk itirazlardan olup (HUMK.md.l87/2) bu husus mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden, hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılır. (HUMK.md.l90-l96) Hakim hadise hakkındaki kararını derhal verir ve iki tarafa bildirir. (HUMK.md.225) Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara kararının ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Belirtilen yasal kurala uyulmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatasıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 08.12.2010 (Çrş)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200914269 E.2009/21153 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :17.03.2008
NUMARASI :Esas no:2008/85 Karar no:2008/45
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilerek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Mahkemece, davalı bizzat dinlendiği halde davacı asıl dinlenmemiş vekilinin kabul beyanına göre hüküm kurulmuştur. Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, isteğin reddi yerine yazılı sebeple boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.12.2009
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200911551 E.2009/15674 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.02.2008
NUMARASI :Esas no:2006/1480 Karar no:2008/156
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşini babası evine bırakarak, birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda l. bentte yazılı nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.09.2009 sa.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200910315 E.2010/12098 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :31.03.2009
NUMARASI :Esas no:2007/775 Karar no:2009/331
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kadının boşanma davası, velayet, kusur, manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacı-davalı kadının velayet yönünden temyizinde;
Velayette aslolan çocuğun menfaatidir. Çocuğun 2007 Eylül ayından bu yana anne yanında olduğu anne ile aralarında duygusal bağ oluştuğu, anneyi istediği, okul ve yaşadığı çevreye alıştığı, alınan uzman raporlarından da velayetin anneye verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu yönler gözetilmeden davacı-davalı annenin velayetin verilmesi talebinin reddi ile yazılı şekilde velayetin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Davalı-davacı kocanın temyizine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya yol açan olaylarda mahkemenin de kabulünde olduğu üzere güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı-davalı kadının daha ziyade kusurlu bulunmasına, Türk Medeni Kanununun 166/2.maddesi koşullarının da gerçekleşmesine göre davalı-davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kocanın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 BK. md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davalı-davacı koca yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün; yukarıda 1. ve 2/b.bentlerinde yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan davalı-davacı kocanın temyizine konu yönlerinin ise yukarıda 2/a bentte yazılı nedenle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17.06.2010(Prş.)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200817768 E.2009/21592 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :12.06.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/115 Karar no:2008/51
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının çeyiz eşyalarına ilişkin usulüne uygun açılmış bir davası veya karşılık davası bulunmadığı halde, cevap dilekçesiyle talep edilen çeyiz eşyalarının kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de; bu husus davacı tarafından temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiş ve temyiz eden davalı aleyhine de bozma yapılamayacağına göre, davalının bu yön ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalının ziynetlere ilişkin usulüne uygun açılmış bir davası veya karşılık davası bulunmamaktadır. Bu taleple ilgili sonradan nispi harç yatırılmış olması, talebi karşı dava haline getirmez. Öyleyse davalının ziynetle ilgili isteği hakkında açıklanan sebeple karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine “kesin hüküm” oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15.12.2009
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200817512 E.2010/243 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 3.Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :1.4.2008
NUMARASI :Esas no:2005/87 Karar no:2008/93
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkindir. Mirasbırakan İ. E.mirasçılarından F. E. yargılama devam ederken 28.5.2006 tarihinde ölmüştür. F.E.mirasçıları davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.01.2010 (Salı)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200815412 E.200918696 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :09.06.2008
NUMARASI :Esas no:2006/1031 Karar no:2008/508
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Boşanma ve ayrılık davasında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.(TMK.md.168)
Davalı süresi içinde yetki itirazında bulunmuş, Cihanbeyli Aile Mahkemesinin yetkili olduğunu bildirmiştir.
Yetki itirazı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187/2. maddesi gereğince ilk itirazlardan olup, öncelikle ve esasa girilmeden hadise şeklinde incelenip sonuçlandırılmalıdır. (HUMK.md.190-196)
29.04.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre; kişilerin yerleşim yeri adreslerinin nüfus aile kütüklerinde bulunması zorunludur.(5490 s.K.7/9) Bu kanuna dayanılarak çıkartılan ve 15.08.2007 tarihinde yürürlüğe konulan Adres Kayıt Sistemi yönetmeliğine (15.12.2006 tarih, 26377 sayılı Resmi Gazete) göre, yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişinin yazılı beyanı esas alınır. (5490 s.K.50/1 ve yönetmelik md.13/1) Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (Yönetmelik md.13/1)
O halde, davanın dava tarihi itibariyle yerleşim yeri adresinin Merkezi Adres Kayıt Sisteminden (Nüfus Müdürlüğünden) sorulup tespiti ile taraflara yetki itirazıyla ilgili delillerinin de sorulup, gösterdikleri deliller toplanıp (HUMK.222,224 ) sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile üstelik gerekçesi de gösterilmeden yetki itirazının reddine karar verilmesi, eksik tahkikatla yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02.11.2009
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200811345 E.2008/10151 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :7.3.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/577 Karar no: 2008/364
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı asil 12.3.2008 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirdiğinden bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 07.07.2008 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200810540 E.2009/12742 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :17.03.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/369 Karar no:2008/333
Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillere göre, dava konusu ziynet eşyalarından 50 adet küçük altının bozdurularak satıldığı anlaşılmakla bu ziynet eşyasına yönelik davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemeştir.
SONUÇ: Hükmün 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların 1. bentte açıklanan nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.06.2009 (Pzt.)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200721460 E.2008/681 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :9.5.2007
NUMARASI :Esas no:2006/46 Karar no:2007/60
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davanın konusunu oluşturan vasiyetnamenin şekil, ehliyet ve irade sakatlığı sebebiyle iptaline karar verilmesi istenilmiş olup yerel mahkeme tarafından vasiyetnamenin iptaline ilişkin verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine “vasiyetnamedeki tarih çelişkisinden söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davanın diğer iptal sebeplerine hasren incelenmesi “ gerekçesiyle verilen bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyulmuş olmakla mahkemece yapılacak iş;
vasiyetnamenin ehliyet ve irade sakatlığı sebebiyle iptaline yönelik olarak gösterilen tanıkların dinlenmesi, dava konusu vasiyetnamenin müstenidatında yer alan Adalar İlçesi Belediye Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürlüğünün 2.11.1990 tarihli 2341 sayılı raporu da eklenerek dava dosyasının Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi ve vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte vasiyetçinin ehliyetinin ve irade sakatlığının bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınarak, sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.01.2008 Çrş.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200720603 E.2008/56 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :14.03.2007
NUMARASI :Esas no:2006/612 Karar no:2007/126
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, mahkeme kararıyla kendiliğinden sona erdiği tespit edilen derneğin, para, mal ve haklarının tasfiyesi isteğine ilişkindir.
Feshedilen veya münfesih hale düşen derneklerin para, mal ve haklarının tasfiyesi tüzüklerinde gösterilen esaslara göre yapılır. Tasfiye hususunda genel kurul tarafından bir karar alınmamış veya genel kurul toplanamamışsa yahut dernek mahkeme kararıyla feshedilmişse, derneğin bütün para, mal ve haklarının, mahkeme kararıyla tasfiye edileceği hükme bağlamıştır.(5253 s. Dernekler K. m.15/1) Kanun, bu hususta görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunu göstermemiştir. Bu durumda görevli mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanununun, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 6. maddesi gereğince; Sulh Hukukmahkemeleri, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirirler. Asliye mahkemeleri, Sulh Hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakarlar.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesinde, Sulh Hukuk mahkemesinin görevli olduğu dava ve işler sayılmıştır. Bunlar arasında, mahkeme kararıyla feshedilen veya münfesih hale düşen derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesine ilişkin davalar bulunmamaktadır. Dernekler Kanununda ve Türk Medeni Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümlerinde, sona eren derneğin para, mal ve haklarının tasfiyesinde açıkça Sulh mahkemesinin görevli olduğuna dair bir hüküm de yoktur. Derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitine (münfesih hale düştüğüne) Sulh mahkemesince karar verilmiş olması, tasfiyesinin de bu mahkemece yapılacağı anlamına gelmez. O halde, görevli mahkeme Asliye Mahkemesidir. İşin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.08.01.2008 sa.
——————————————————————-
21. Hukuk Dairesi 200720150 E.2008/1542 K.
“İçtihat Metni”
Mahkemesi: 4. İş Mahkemesi
Tarih : 23.07.2007
No : 445-393
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 39.229.10 YTL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan T. T. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan T.T.San. Tic.Ltd.Şti. vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.02.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan T.T. San.Tic.Ltd.Şti.vekili Av.R.K.ile davacı asil F. B. ve Vekili Av.M.K.geldiler. Diğer davalı kurum adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatlar ile asilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı T.T. San. Tic. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sağ ayağının kırılması nedeniyle %15,20 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı işverenlik tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sigortalının, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun aidiyeti ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.
Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda 25.04.2007 tarihli asıl ve 17.07.2007 tarihli ek hesap bilirkişi raporlarında davacının asgari ücretin 1,24 kat fazla ücret aldığı açıklandığı halde, asgari ücretin 4 katı civarında bir ücret aldığı kabul edilerek hesap yapıldığı görülmektedir. Davacının 12.08.1998 tarihli gelir bağlama kararındaki ortalama ücreti olay tarihindeki asgari ücretin 2,49 katı civarındadır. Her ne kadar asgari ücretin 4 katı esasa alınarak bulunan ücretler kesinleşen rücu davasındaki tavan hesabına esas 26.06.2001 tarihli rapordaki ücretlerle uyumlu gibi gözükse de anılan raporda da davacının asgari ücretin 2,49 katı ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı açıklandığı halde, hesaplamanın 4 kat üzerinden yapılması karşısında hesaba esas alındığı açıklanan ücretle, hesaplama sırasında uygulanan ücret arasında uyumsuzluk olduğu ortadadır.
Öte yandan 05.05.1963 doğumlu davacının aktif devre hesabının 60 yaşını bitirdiği 05.05.2022 tarihine kadar yapılması gerekirken 31.12.2025 tarihine kadar yapılması keza pasif devre hesabının ise PMF tablosuna göre bakiye ömrünün sonu olan 18.01.2031 tarihine kadar yapılması gerekirken, 31.12.2033 tarihine kadar yapılmak suretiyle maddi tazminatın fazla çıkarıldığı da açıktır. Hal böyle olunca da maddi tazminatın hesabına esas ücretin nasıl bulunduğu belli olmayan, aktif ve pasif devrelerin uzun tutulduğu giderek Yargıtay denetimine elverişsiz hesap raporunun maddi tazminatın belirlenmesine esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı T.T.San. Tic. Ltd. Şti.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan T.T. San.Tic.Ltd.Şti. yararına takdir edilen 550.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan Temel Taş’a iadesine, 05.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200717155 E.2009/2612 K
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :28.03.2007
NUMARASI :Esas no:2006/86 Karar no:2007/69
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mal rejiminin tasfiyesi hususunda bir dava bulunmadığı gibi dava muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacının istemi Türk Medeni Kanununun 2. kitabından kaynaklanmamakta olup genel hükümlere tabidir. Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Şu halde davanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.Bu açıklamalar karşısında davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus düşünülmeden aile mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.02.2009 çar.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200717128 E.2007/17632 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :30.05.2007
NUMARASI :Esas no: 2007/19 Karar no:2007/40
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık ve hüküm velayetin kaldırılmasına yöneliktir. Türk Medeni kanununun 2. kitabında yer almaktadır.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMKm.118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.
Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.12.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200716901 E.2007/17658 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :9.8.2007
NUMARASI :Esas no:2007/313 Karar no:2007/978
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Velayet kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur.
Koruma altına alınması talep edilen küçük Ajda 8.9.1994 doğumlu olup, boşanma kararı ile velayeti annesine verilmiş bu karar 6.7.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Annenin 2000 yılından bu yana Almanya’da olduğu o tarihten beri Türkiye’ye gelmediği küçük Ajda’nın ise Türkiye’de kaldığı anlaşılmaktadır. Çocuk manen terkedilmiş durumdadır. Davacı kurumun talebi velayetin kaldırılmasını da kapsamaktadır. Anne’nin vekilinin ve babanın yargılama sırasında duruşmaya katılmış olmaları onlara “taraf” sıfatını kazandırmaz. O halde davada husumetin velayet hakkına haiz olan anneye ve çocuğun babasına yöneltilmesi gösterdikleri takdirde delilerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek Türk Medeni Kanununun 346, 347 ve 348.nci maddeleri de gözetilmek suretiyle ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.12.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200716042 E.2007/16684 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.5.2007
NUMARASI :Esas no:2006/511 Karar no:2007/400
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *Türk Medeni Kanununun 351/2. madde uyarınca durumun değişmesi halinde yeniden velayet düzenlenmesinin mümkün bulunmasına göre davalını aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Küçüklerle anne arasında kişisel ilişki kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.11.2007 Prş.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200715172 E.2008/15302 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 7.Aile Mahkemesi
TARİHİ :16.5.2007
NUMARASI :Esas no:2006/890 Karar no:2007/341
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-#Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı lehine mahkemece ilk kararda 110 YTL. yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve bu hüküm davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Davalının temyizi üzerine hüküm bozulmuş, bozma üzerine verilen ikinci kararda yoksulluk nafakası 150 YTL.’ye çıkarılmıştır. Yoksulluk nafakası miktarı yönünden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hak dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz olunan hükmün 2.bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.11.2008 (pzt.)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200714817 E.2008/14500 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 1.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :23.12.2005
NUMARASI :Esas no:2003/979 Karar no:2005/1004
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle * davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
S O N U Ç : Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.11.2008 (Salı)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200713690 E.2007/15999 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :20.06.2006
NUMARASI :Esas no: 2005/1546 Karar no:2006/785
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasbırakan M… K… (Ütük) ile davacının babası olan M… K…’ın, baba bir, anne ayrı kardeş oldukları dosyada bulunan nüfus kayıtlarıyla sabittir. Mahkemenin red kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda; Mirasbırakan M… K…’ın annesi olduğu bildirilen C… hakkında C… Ü… ile C… K… olarak iki ayrı kayıt bulunduğu, bunlardan hangisinin mirasbırakanın annesi olduğu anlaşılamadığından mirasçı ve paylarının hesaplanamadığı belirtilmiştir. Ancak dairemizin geri çevirme kararı uyarınca nüfus müdürlüğünün cevabi yazısında; her iki C…’in aynı kişi olduğu, gerekçesiyle birlikte açıklanmıştır. Mirasbırakanın ana ve baba yönünden mirasçıları nüfus kayıtlarıyla saptanmış olduğundan, buna göre Türk Medeni Kanununun 496. maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru değildir.
SONUÇ. Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.11.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200713271 E.2008/3129 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :31.01.2007
NUMARASI :Esas no:2006/112 Karar no:2007/83
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı A. P..’ün karardan sonra 6.2.2008 tarihinde vefat ettiği dosyaya sunulan nüfus kaydından anlaşılmış, evlilik birliği ölümle son bulmuştur. Bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.03.2008 sa.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200711610 E.2007/11266 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
TARİHİ : 11.04.2007
NUMARASI :107-166
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı, birlikte yaşamaya ara verilmesine dair karar ittihazı ile Türk Medeni Kanununun 194, 195 ve 197 maddelerinde düzenlenen gerekli tedbirlerin alınmasını, öncelikle geçimini sağlamak üzere aylık 1000,00 YTL parasal katkıya hükme dilmesini talep etmiştir.
Mahkemece Türk Medeni Kanununun 170. maddesi uyarınca üç yıllık süreyle ayrılığa, aylık 400,00 YTL tedbir nafakasına, davacının Türk Medeni Kanununun 194, 195 ve 197. maddelerine ilişkin talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının Türk Medeni Kanununun 170. maddesine dayalı ayrılık davası yoktur. Delillerin Türk Medeni Kanununun 194, 195 ve 197. maddeleri uyarınca değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yanlış nitelendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 16.07.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200711565 E.2008/10425 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
TARİHİ :2.5.2007
NUMARASI :Esas no:2006/768 Karar no:2007/376
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminat ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının tüm, davalı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüneihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran * kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların yukarıda l. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davalıya geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.07.2008 pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200622032 E.2007/14183 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :5.10.2006
NUMARASI :577-793
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün * duruşmalı temyiz eden davalılar vekili Av. M Y ve temyiz eden davacı vekili Avukat H K geldiler.Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi bilirkişi raporunda katkı bedeliyle ilgili herhangi bir hesap ve rakam ortaya konulmadığı halde,hüküm altına alınan toplam 134.833 YTL’nin ne şekilde hesaplandığı da kararın gerekçesinde gösterilmemiştir. Bu haliyle, karar ve dayandığı bilirkişi raporu denetlenememektedir.Yargıtay denetimine elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Tefhim edilen kısa kararda, hüküm altına alınan miktara “ dava tarihinden itibaren yasal faize” hükmedildiği halde, gerekçeli kararda, “100.000 YTL”ye dava tarihinden, artan kısmına ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmeklefaiz konusunda kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
# Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.10.2007 Salı
KARŞI OY YAZISI
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında *faiz konusunda çelişki yaratılmıştır. Çekişme nedir?;
Değerli çoğunluğun kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisine rağmen işin esasının diğer yönlerden incelenebileceğine yönelik düşüncesine katılmıyorum. Dairemin formüle edilmiş ilke kararına göre: “…Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 38l/2 maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen karar yanlış da olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.” Dikkat edilecek olursa Dairemin formüle edilmiş ilke kararına göre tefhim edilen kararla gerekçeli kararda aykırılık diğer yönler incelenmeden ve tek başına bozma sebebi olur. Kaldı ki kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bir bozma sebebi sayılır. (l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gerekçesi) l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması görüşü konusunda oybirliği vardır. İçtihadı birleştirme kararına göre yerel mahkeme önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle vicdani kanaatine göre karar verebilir. Öyle ki hâkim çelişkiyi gidererek davayı görev yönünden ya da hak düşürücü süreden de reddedebilir.
“Kısa karar ile gerekçeli kararda hükmün herhangi bir bölümü ile ilgili olarak çelişki yaratılması sonucu bozulması, hüküm maddelerinin tümünü ortadan kaldırır. Yeniden verilecek kararda, tüm istekler hakkında yeniden ayrı ayrı karar verilmesini gerektirir. Açıklanan yasal nedenlerle yok hükmünde olan önceki kararın temyiz edilmeyen bölümlerinin kesinleştiğine ilişkin görüş anılan inançları birleştirme kararına ay¬kı¬rı¬dır.” (Y2HD, 28.4.1999, 1986-4284) Çelişik kararın gerek tamamının gerekse bir bölümünün temyiz incelenmesine konu yapılması bu sebeple olanaksızdır. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibaret olduğundan değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılmıyorum.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200621949 E.2007/10991 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 30.05.2006
NUMARASI :947-583
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda birbirlerine sürekli hakaret eden tarafların eşit kusurlu bulundukları anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Türk Medeni Kanununun 174/2. madde koşulları oluşmamıştır. Davacı kadının manevi tazminat isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların 1. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.07.2007 Çrş.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200620252 E.2007/9351 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 27.09.2006
NUMARASI :306-500
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma-Alacak (Eşya)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davalı-karşı davacı kadının eşinin bir başka kadınla ilişkisi olduğu hususunda iddiası bulunmadığı gibi bu yönde tanık beyanı da yoktur. Yine dosyadaki nüfus kayıt örneğine göre tarafların müşterek çocuğu da bulunmamaktadır.Dosya ile bağdaşmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.Kararın sırf bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA; bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.06.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200619224 E.2007/7384 K.
“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.
MAHKEMESİ : 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 8.6.2006
NUMARASI :402-357
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden dava konusu yapılan eşyalardan bir kısmının müşterek konutta mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle var olan eşyalar için aynen iadeye, bulunmayanlar için bedele hükmedilmesi gerekirken; bu husus nazara alınmaksızın eşyalar için bedele hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın 2. bentte yazılı nedenle BOZULMASINA; bozma kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.05.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200618842 E.2007/7421 K.
“İçtihat Metni”Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.
MAHKEMESİ : 9. Aile Mahkemesi
TARİHİ :23.06.2006
NUMARASI :78 – 657
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının gerçekleşmiş bulunmasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanmaya neden olan olaylarda eşini döven, ailesiyle görüşmesini engelleyen davacı koca davalıdan daha fazla kusurludur.
* Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerinibirliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.Md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak *davalı yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen * davalının ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. 4 BK. 42,43,44,49) dikkate alınarak *davalı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
S O N U Ç : Temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA temyize konu diğer yönlerin l. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.05.2007 pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200616505 E.2007/10461 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : l. A.H.
TARİHİ :31.05.2006
NUMARASI :4 – 152
DAVA TÜRÜ :Gaiplik – Tescil
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı; kayyımlığın kaldırılmasını taşınmazın hazine adına tescilini ve şerhlerin silinmesini istemiştir.
Davanın konusunu oluşturan taşınmazın mukataalı olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 588. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır.
Mukataalı taşınmazın maliki tasarruf eden değil vakfın tüzel kişiliğidir. Vakıf malı taşınmazın tasarruf edenlerinin mirasçı bırakmadan ölmeleri halinde vakfına dönmesi asıldır. ( 2762 S.K. md. 28, 29 2888 SK. Md.2, HGK. 19.09.1990 gün1990/1-333-416, 1. HD. 29.03.2004 gün 2004/3131 – 3557 sayılı kararları)
Mahkemece husumetin vakıflar idaresine yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin de toplanması, birlikte değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Eksik hasımla ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle karar verildi. 20.06.2007 çar.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200615516 E.2007/3545 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi
TARİHİ :23.11.2005
NUMARASI :350 – 610
TEMYİZ EDEN :Davalı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Nafaka yönünden açılmış bağımsız bir dava bulunmadığı halde eş ve çocuklar için takdir edilen nafakanın bitiş tarihi gösterilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında bölümlerinin l. bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.03.2007 per.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200615259 E.2007/3225 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 3.Aile Mahkemesi
TARİHİ :23.5.2006
NUMARASI :487-347
TEMYİZ EDEN :Y. Ç.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle * davacı kocanın eşine şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı kadının ise güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu bulundukları anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
S O N U Ç : Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.03.2007 (Pzt.)
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200614813 E.2007/2654 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : 11. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 26.04.2006
NUMARASI :98-250
TEMYİZ EDEN :Davalı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
*Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2007 Pzt.
——————————————————————-
2. Hukuk Dairesi 200614654 E.2007/2512 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi
TARİHİ :23.05.2006
NUMARASI :751 – 367
TEMYİZ EDEN :Davalı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
* Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.02.2007 per.
Kaynak:
https://emsal.yargitay.gov.tr/BilgiBankasiIstemciWeb/yeniTasarim/index.jsp
