KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ'NE
(Gönderilmek Üzere)
KONYA ... AĞIR CEZA MAHKEMESİNE
DURUŞMA TALEPLİDİR
DOSYA NO : … Esas
KARAR NO : ….Karar
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN
SANIK : …….
MÜDAFİİ : Av. Hasan Basri SARI
Feritpaşa Mh. Ulaşbaba Cd. Mustafa Kaya İş Merkezi No 24/ 301, Selçuklu/ Konya
SUÇ : Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama
KARAR TARİHİ : ….
KONU : … Ağır Ceza Mahkemesinin … Esas …. Karar sayılı ilamına binaen İstinaf kanun yoluna başvuru dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
… Ağır Ceza Mahkemesinin …. Esas …. Karar sayılı ilamı ile müvekkil hakkında “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama” suçundan müvekkilin mahkumiyetine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin işbu hükmü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir. Bu sebeple, yerel mahkemenin işbu kararına karşı, istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Süresi içinde İstinaf kanun yoluna başvurumuzu yapıyoruz. İlgili yerel mahkemenin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen işbu hükmü usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle süresi içinde izah ettiğimiz nedenler ve Yüksek Mahkemece saptanacak sair sebepler doğrultusunda istinaf başvurumuzun kabulüne karar verilerek; hükmün bozulması, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilmesi durumunda ise, ilk derece mahkemesince tesis edilen hükmün KALDIRILMASI ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK, müvekkilin BERAATİNE, sayın dairenizin aksi kanaatte olması halinde ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ başta olmak üzere lehe olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini talep ediyoruz.
TÜM DOSYA KAPSAMI BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE; MÜVEKKİLİN KULLANICI OLDUĞUNA DAİR SAMİMİ VE TUTARLI BEYANLARDA BULUNDUĞU, DOSYA KAPSAMINDA ELE GEÇİRİLEN UYUŞTURUCU MADDENİN HER BİR MADDE AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE MİKTARIN KİŞİSEL KULLANIM SINIRINDA KALDIĞI, ÇEŞİTLİLİĞİN OLMASININ TEK BAŞINA SATMA AMACINA DELİL TEŞKİL ETMEYECEĞİ, DOSYA KAPSAMINDA HUKUKA AYKIRI DELİL ELDE EDİLDİĞİ, MÜVEKKİLİN TİCARİ KASTINI GÖSTERİR HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN BİR DELİLİN MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA HERHANGİ BİR ALICININ MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA YAN VE EK DELİL OLABİLECEK ALEYHE BİR TANIK BEYANI OLMADIĞI, TİCARİ KASTIN VARLIĞINA DELALET EDECEK HASSAS TERAZİ-ÖĞÜTÜCÜ APARAT GİBİ ALET/EDEVATLARIN MEVCUT OLMADIĞI, ELE GEÇİRİLEN MADDELERİN SATIŞA HAZIR HALE GETİRİLDİĞİNİ GÖSTERİR HERHANGİ BİR DELİLİN MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA USULÜNE UYGUN BİR TEKNİK TAKİBİN SÖZ KONUSU OLMADIĞI, ELE GEÇİRİLEN MADDELERİN TİCARİ KASTI GÖSTERİR ŞEKİLDE PAKETLENMEDİKLERİ, GEREKLİ VE YETERLİ KRİMİNAL RAPORUNUN DOSYA KAPSAMINDA MEVCUT OLMADIĞI, HUSUSLARI SABİTTİR. BU NEDENLE ; MÜSNET SUÇUN MADDİ-MANEVİ UNSURLARININ OLUŞMADIĞI, MÜVEKKİLİN HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE CEZALANDIRILDIĞI KANAATİNDEYİZ.
İddia Makamı, Esas Hakkındaki Mütalaasında:
“…..”
şeklinde eksik inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı işbu mütalaayı vermiştir. İddia makamının; işbu mütalaasını kabul etmek tarafımızca mümkün değildir. Zira, hukuka aykırı şekilde elde edilmiş delillere dayanılarak hüküm kurulamaz. Aşağıda detaylarıyla birlikte açıklayacağımız üzere, iddia makamının işbu mütalaası ve işbu mütalaa doğrultusunda yerel mahkemece karar verilmesi, hukuka aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Yerel Mahkeme, Gerekçeli Kararında Özetle:
“….”
Şeklinde usul ve yasaya aykırı işbu hükmü tesis etmiştir. Dosya kapsamında, müvekkilin müsnet suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut bir bulunmamasına rağmen yerel mahkemece müvekkilin “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama” suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında hukuka aykırı delillere dayanılmış, yeterli ve gerekli kriminal raporları dosyaya sunulmamış, müvekkilin ticari kastının varlığına delalet edecek herhangi bir delilin mevcut olmadığı dikkate alınmamış, müvekkil hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış, yetersiz ve hukuka aykırı bir gerekçe ile herhangi bir indirim uygulanmamıştır. Bu sebepler doğrultsunda işbu karar, hukuka aykırı olup BOZMAYI gerektirmektedir.
İstinaf Sebeplerimiz ve Savunmalarımız;
*MÜVEKKİLİN BERAATİNE KARAR VERİLMELİDİR. ŞÖYLE Kİ:
Ele geçirilen uyuşturucu madde miktarları, kişisel kullanım sınırı altındadır;
Dosya kapsamında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrı ayrı değerlendirilmeye tabi tutulması neticesinde ele geçirilen her bir maddenin kişisel kullanım sınırı altında kaldığı sabit görülecektir. Bu durum, müvekkilin kullanma amacının olduğunu ve Beraatine karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Dosya kapsamında hukuka aykırı delillere dayanılmıştır;
Sabit görüleceği üzere, dosya kapsamında hukuka aykırı delil elde edilmiş ve işbu delillerin hükme esas alınabilmesi için hukuki zemin hazırlanılmaya çalışılmıştır. Yerel mahkemeninde gerekçeli kararında belirttiği üzere “…….” şeklinde beyanlar bulunmaktadır. İşbu beyan dahi tek başına hukuka aykırı delil elde edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Zira, ticari kasıtla hareket eden bir kimsenin uyuşturucu maddeyi kolaylıkla görülebilecek şekilde ….. koyması, hayatın olağan akışına kati surette aykırıdır. Hükme esas alınan işbu delillere, hukuki geçerlilik kazandırılmaya çalışılmaktadır. İşbu hukuka aykırı delillere dayanılarak hüküm kurulması, mutlak surette usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Dosya kapsamında yalnızca çeşitliliğin fazla olması, ticari kastın varlığı için yeterli değildir;
Yargıtay kararları doğrultusunda sabit görüldüğü üzere, yalnızca ele geçirilen maddelerin çeşitliliğinin fazla olması tek başına ticari kastın varlığına delalet etmemektedir. Ticari kastın varlığı mutlaka ek deliller ile desteklenmelidir. Somut olayımızda, yan delil mahiyeti taşıyacak herhangi bir delil mevcut değildir. Somut olayda uyuşturucu maddelerin birden çok çeşit olması ise yalnızca kullanım tercihinden ibarettir. Aksi kesin delillerle ispatlanamadığı sürece bu durumunun kabulü gerekmektedir.
Dosya kapsamında, müvekkilin ticari kastının varlığı gösterir herhangi bir delil mevcut değildir;
Zira dosya kapsamında ticari kastın varlığına delalet edecek hassas terazi, öğütücü aparat gibi alet/edevatlar mevcut değildir.
Dosya kapsamındaki uyuşturucu maddeler, satışa hazır halde ele geçirilmemiştir;
Dosya kapsamında sabit görüleceği üzere, söz konusu uyuşturucu maddelerin satışa hazır hale getirilmemiştir. Zira bilindiği üzere ve emsal yargıtay kararlarında da sıklıkla belirtildiği üzere, satışa hazır hale getirilen uyuşturucu maddeler küçük paketler haline getirilmektedir. Ancak somut olayımızda sabit görüleceği üzere, uyuşturucu maddeler küçük paketler halinde ele geçirilmemiştir.
Dosya kapsamında, eksik inceleme ve eksik kriminal raporu bulunmaktadır;
Zira ele geçirilen, ……. maddesine ilişkin kriminal raporu dosya kapsamında bulunmamaktadır. İşbu hususa ilişkin kriminal raporunun dosyada mevcut olmaması, hukuka aykırılık teşkil etmekte ve mutlak surette bozmayı gerektirmektedir.
Dosya kapsamında herhangi bir alıcı mevcut değildir;
Yargıtay kararları doğrultusunda sabit olduğu üzere, ticari kastın varlığı için dosya kapsamında alıcının varlığı ciddi manada önem arz etmektedir. Somut olayımızda herhangi bir alıcının söz konusu olmadığı, yerel mahkemece dikkate alınmamıştır.
Dosya kapsamında müvekkilin aleyhine bir tanık beyanı mevcut değildir;
Müvekkilin müsnet suçu işlediğine delalet edecek herhangi bir tanık beyanı dosya kapsamında bulunmamaktadır. Müvekkillin müsnet suçu işlediğe delalet edecek herhangi bir gerekçe ve delil söz konusu değildir.
Dosya kapsamında usulüne uygun bir teknik takip yapılmamıştır;
Dosya kapsamında sabit görüleceği üzere, usulüne uygun bir teknik takip yapılmamış ve hukuka aykırı delil elde edilmiştir. Akabinde işbu hukuka aykırı delillere hukuki zemin hazırlanılmaya çalışılmış ve hükme esas alınmıştır.
*MÜVEKKİL HAKKINDA, ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ UYGULANMAMIŞTIR. ŞÖYLE Kİ:
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, müvekkilin samimi ve tutarlı beyanlarda bulunarak dava konusu uyuşturucu maddelerinin kendisine ait olduğunu ifade ettiği sabittir. Müvekkil tüm aşamalardaki ifadelerinde özetle; araç içerisinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu, araçta bulunan tanık ……’un bu maddeler ile bir ilgisinin olmadığını, tanık ….’in üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin ise bu şahsa ait olduğunu beyan etmiştir. Böylelikle müvekkil, ….. hakkında suçlayıcı beyanlarda bulunmak suretiyle kendisine isnat edilen suçlamalardan kurtulmak yerine gerçekleri tüm samimiyetiyle ortaya koymuş, böylece hem kendi suçunun ortaya çıkmasını hem de dosya kapsamında cezalandırılma imkânı bulunan ……’un suçsuzluğunun ortaya konulmasını sağlamıştır. Dolayısıyla müvekkil hakkında -doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul gören görüşler nezdinde- TCK. m.192/3 hükmü uyarınca Etkin Pişmanlık indirimi uygulanması gerekirken Yerel Mahkemece bu hususun gözetilmemesi açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Müvekkil, …… hakkında suçlayıcı beyanlarda bulunmak suretiyle kendisine isnat edilen suçlamalardan kurtulmak yerine gerçekleri tüm samimiyetiyle ortaya koymuş, böylece hem kendi suçunun ortaya çıkmasını hem de dosya kapsamında cezalandırılma imkânı bulunan …..’un suçsuzluğunun ortaya konulmasını sağlamıştır. Zira müvekkilin, söz konusu uyuşturucu maddelerinin kendisine ait olduğu beyan etmemesi olasılığında, …. da sanık sıfatıyla yargılanacak ve dosya kapsamında iki sanığın bulunması nedeniyle, ele geçirilen madde miktarları da buna bağlı olarak değerlendirilerek, mutlak şekilde kişisel kullanım sınırları kapsamında kalacak ve müvekkil de müsnet suçtan kurtulmuş olacak idi. Ancak müvekkil, tüm bu hususlara rağmen samimi beyanlarda bulunarak, ……’un cezalandırılma ihtimalini de engellemiştir. Bu nedenler doğrultusunda, müvekkil hakkında ETKİN PİŞMANLIK hükümlerinin uygulanmaması usul ve yasaya aykırı olup mutlak surette bozmayı gerektirmektedir.
Zira, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/220 E. ve 2018/605 K. Sayılı ilamında;
”(…)sanığın içerisinden esrarı alıp getirdiği araçta kendisinin yanı sıra inceleme dışı sanıklar…. ve ‘ın da olduğu gözetildiğinde, araçta bulunduğu yer itibarıyla esrarın kime ait olduğunun bilinmediği aşamada sanığın kendisine ait olduğunu söyleyip esrarı görevlilere teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu dikkate alındığında, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.” denilmek suretiyle, araç içerisinde ele geçirilen ve kime ait olduğu bilinmeyen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu beyan ederek suçunun ortaya çıkmasını sağlayan sanık hakkında Etkin Pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine hükmedilmiştir.
Aynı şekilde, 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 2021/287 E. ve 2021/373 K. Sayılı ilamında;
”Sanıkların içinde bulunduğu araçta yapılan aramada, uyuşturucunun sanık Mesut’un oturduğu şoför mahallinin altında bulunduğu, bu aşamada uyuşturucunun kime ait olduğu belli değilken sanık Muhammed’in ele geçirilen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu beyan ettiği, bu şekilde sanığın kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği kanaatine varılmış ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak TCK’nın 192/3 maddesi gereği sanık Muhammed’in cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılmıştır.” şeklinde hüküm tesis edilerek, somut olayla benzer şekilde ikametgâhta uyuşturucu maddelerin kimse ait olduğunun belli olmadığı aşamada diğer sanığın, uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğuna yönelik samimi beyanları ile suçun ve diğer sanıkların suçsuzluğunun ortaya çıkarılmasını sağlaması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararı istinaf incelemesinden de geçerek kesinleşmiştir. İşbu kararlar, mutlak surette somut olayımıza ışık tutacak mahiyettedirler.
MÜVEKKİLİN, TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLMESİ HUKUKA AYKIRIDIR. ŞÖYLE Kİ;
Somut olayımızda müvekkilin, hükmen tutukluluğunun devamına karar verilmesi, hukuka aykırıdır. Zira, CMK. m.100 vd. hükümlerinde aranan tutuklama şartları gerçekleşmemiştir. Ayrıca müvekkil hakkında TCK. m.192/3 uyarınca Etkin Pişmanlık hükmü kapsamında indirim uygulanması hâlinde müvekkilin alacağı sonuç ceza ile mevcut infaz rejimleri göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluk tedbiri açıkça ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla Sayın Dairenizce yapılacak inceleme neticesinde müvekkilin hükümle birlikte tahliyesine karar verilmelidir.
Son olarak şu husus unutulmamalıdır ki; Yargıtay kararlarında da esas alındığı üzere Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır!
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 28.09.2010 tarihli, 2010/5-109 E. ve 2010/177 K. sayılı kararında; “…Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.” şeklinde hüküm tesis etmiştir.
Sonuç Olarak; Yukarıda belirtilen beyanlarımız ve bütün dosya kapsamında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde takdir sayın dairenizin olmak üzere ” Suçun işlendiğine ilişkin yeterli ve somut delil yetersizliğinden beraat” kararı verilmesi gerektiği aşikardır. İşbu sebeple müvekkil hakkında beraat kararı verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. Zira; MÜVEKKİLİN KULLANICI OLDUĞUNA DAİR SAMİMİ VE TUTARLI BEYANLARDA BULUNDUĞU, DOSYA KAPSAMINDA ELE GEÇİRİLEN UYUŞTURUCU MADDENİN HER BİR MADDE AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE MİKTARIN KİŞİSEL KULLANIM SINIRINDA KALDIĞI, ÇEŞİTLİLİĞİN OLMASININ TEK BAŞINA SATMA AMACINA DELİL TEŞKİL ETMEYECEĞİ, DOSYA KAPSAMINDA HUKUKA AYKIRI DELİL ELDE EDİLDİĞİ, MÜVEKKİLİN TİCARİ KASTINI GÖSTERİR HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN BİR DELİLİN MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA HERHANGİ BİR ALICININ MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA YAN VE EK DELİL OLABİLECEK ALEYHE BİR TANIK BEYANI OLMADIĞI, TİCARİ KASTIN VARLIĞINA DELALET EDECEK HASSAS TERAZİ-ÖĞÜTÜCÜ APARAT GİBİ ALET/EDEVATLARIN MEVCUT OLMADIĞI, ELE GEÇİRİLEN MADDELERİN SATIŞA HAZIR HALE GETİRİLDİĞİNİ GÖSTERİR HERHANGİ BİR DELİLİN MEVCUT OLMADIĞI, DOSYA KAPSAMINDA USULÜNE UYGUN BİR TEKNİK TAKİBİN SÖZ KONUSU OLMADIĞI, ELE GEÇİRİLEN MADDELERİN TİCARİ KASTI GÖSTERİR ŞEKİLDE PAKETLENMEDİKLERİ, GEREKLİ VE YETERLİ KRİMİNAL RAPORUNUN DOSYA KAPSAMINDA MEVCUT OLMADIĞI, HUSUSLARI SABİTTİR. BU NEDENLE ; MÜSNET SUÇUN MADDİ-MANEVİ UNSURLARININ OLUŞMADIĞI VE MÜVEKKİLİN, HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE YARGILANARAK CEZALANDIRILDIĞI KANAATİNDEYİZ. Bu nedenlerledir ki; müvekkilin BERAATİNE karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin işbu mahkumiyet kararı, usul ve yasaya aykırı olup BOZMAYI gerektirmektedir. Müvekkil hakkında tesis edilen işbu hükmün kaldırılarak müvekkilin BERAATİNE, aksi kanaatte olunması halinde ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ başta olmak üzere lehe olan tüm hususların uygulanmasına, karar verilmesini arz ve talep ederiz. Bu nedenler doğrultusunda İstinaf Kanun Yoluna başvuru zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
SONUÇ ve TALEP : Yukarıda detaylarıyla arz ve izah olunan ve resen dikkate alınacak nedenlerle,
Yukarıda izah ettiğimiz nedenler doğrultusunda , İstinaf başvurumuzun kabulüne karar verilerek, … Ağır Ceza Mahkemesinin ….. Esas …… Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak HÜKMÜN BOZULMASINI, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilmesi durumunda ise, ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINI ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK, müvekkilin BERAATİNE,
Sayın dairenizce aksi kanaatte olunması halinde, ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ başta olmak üzere lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına,
Müvekkilin hükümle birlikte TAHLİYESİNE, sayın daireniz aksi kanaatte ise tutuklama kararının CMK. m.109 vd. hükümleri gereğince “Adli Kontrole” çevrilmesine,
İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, karar verilmesini sayın dairenizden saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz. (tarih)
İstinaf Eden Sanık
……… Müdafii
Av. Hasan Basri SARI
