KONYA …. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO :….

ESASA İLİŞKİN SAVUNMA
SUNAN SANIK :

MÜDAFİİ : Av. Ferdi DEMİR
Feritpaşa Mh. Ulaşbaba Cd. Mustafa Kaya İş Merkezi No 24/301 Selçuklu/Konya
MÜŞTEKİ :

VEKİLİ :

KONU : Tarafımıza verilen süre içinde esasa ilişkin savunmalarımızın sunulması ile müvekkilin BERAATİNE karar verilmesi istemimizdir.

AÇIKLAMALAR :

SAVCILIK MAKAMININ İDDİANAMESİ VE MÜŞTEKİ İDDİALARI KABUL EDİLEBİLİR OLMAYIP MÜVEKKİL SANIK ………..’IN BERAATİ GEREKMEKTEDİR.

Mahkeme nezdinde yukarıda belirtilen esas numarası ile görülmekte olan yargılamada savcılık makamınca düzenlenen iddianame de müvekkil sanık……..’ın cezalandırılması talep edilmiştir. Ancak iddianameye ve iddia makamının esas hakkındaki mütalaasının aleyhimize olan hususlarına katılmak mümkün değildir. Bu suretle yazılı olarak sunmuş olduğumuz savunmalarımız ve sayın mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA :
( İddia makamının mütalaasına detaylıca yer verilmelidir )

Şeklinde müvekkilin cezalandırılması talep edilmiş ise de, bu iddia ve talep yeterli ve inandırıcı delillerden yoksun, somut gerçeğe dayanmayan dosya esasıyla çelişen, Ceza mevzuatına aykırı bir iddiadır. Bilindiği üzere TCK md 158/1 maddesi uyarınca Nitelikli dolandırıcılık suçu ” kasten işlenebilen bir suç olup, dolandırıcılık suçunun kastı ve maddî unsurları ise suçun fail tarafından bilinmesi, isteyerek ve bilerek işlemesini ifade eder. Bir başka ifadeyle, fail gerçekleştirdiği davranışları suç işlem kastı hileli davranışlarda bulunması ve başka birini de aldattığını bilmesi ve bu hileli davranışlar sonucunda, hileye maruz kalan kişinin veya başkasının malvarlığında bir eksilme meydana geldiğini, zarar gördüğünü ve buna karşılık, kendisinin veya sair bir kişinin malvarlığında bir artma meydana geldiğini bilme kastıyla hareket etmesidir.
Müşteki verdiği ifadelerinde “……………………” beyan ederek, müvekkilin , iş bu davada bir kusurunun olmadığını zımnen kabul etmiştir.

MÜVEKKİLİN DOLANDIRICILIK KASTIYLA HAREKET ETMEDİĞİ HİLELİ HAREKETLERLE KENDİSİNE HAKSIZ ÇIKAR SAĞLAMA VE MÜŞTEKİYE ZARAR VERME KASTI BULUNMADIĞI BU NEDENLE DE DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURLARI OLUŞMADIĞINDAN BERAATİ GEREKMEKTEDİR.

Ayrıca şu hususa da önemle değinmek gerekir ki, müvekkil tacir değildir ve ticari ilişkiler kurması da tacir olduğu anlamına gelmemektedir. Müvekkilin üstlendiği görev TTK kapsamında …… olarak nitelendirilmektedir. ……. temsil yetkisi bulunmaması nedeniyle aracılık ettiği taraflar adına hukuki işlem yapma durumu da söz konusu değildir. İddia makamı iş bu mütalaasında müvekkilin TCK m.158/1-h hükmü gereğince cezalandırılması yönünde talepte bulunmuştur. Ancak TCK m.158/1-h hükmü, fail bakımından özgü suç niteliği taşımaktadır. Hal böyle iken, tacir olmayan müvekkilin, failin tacir olmasına özgü olarak düzenlenmiş olan kanun maddesine dayanılarak cezalandırılması hiçbir surette kabul edilemez. Müvekkil iş bu davada, suçun unsurları oluşmaması nedeniyle fail niteliği taşımamasına binaen mahkeme aksi kanaatte olsa dahi, nitelikli dolandırıcılık suçundan değil, suçun temel halinden yargılanması gerekmektedir.

ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMALARIMIZ

1-) Müvekkil, verdiği ifadelerde de belirttiği üzere sanık …………’yi ve müşteki ……….’ı yaptığı ticari faaliyetler neticesinde tanımaktadır. Sanık ……….., müşteri portföyünü geliştirmek için müvekkilden, kendisini ticaret yaptığı kişilerle tanıştırmasını istemiştir. Müvekkil de bu sebeple sanık ….. ticaret yaptığı kişilerle tanıştırmış ancak müşteki …… ile tanıştırmamıştır. Müvekkil tacir olmaması sebebiyle ……. görevi üstlenmiş ve aracı olduğu sözleşmeler neticesinde de belli miktar da komisyon almıştır. Ancak bilindiği üzere simsarın temsil yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla da müvekilin, diğer sanık lehine sipariş vermesi de söz konusu değildir.

2-) Sanık ……., müştekiyi aramış ve müvekkilin talimatıyla sipariş verdiğini ancak sipariş ücretinin halen ödenmediğini söylemiştir. Bunun üzerine müşteki, müvekkili ofisine davet etmiş ve durumu izah etmiştir. Olanlardan haberi olmayan müvekkil, müştekinin yanında hemen sanık …….. aramış “………..” demiş , hatta bu durumu yazılı olarak el yazısıyla yazıp imzalayıp müştekiye vermiştir. Müşteki de beyanlarında bu durumu açıkça ikrar etmiştir.

3-) Müştekinin ifadeleri ve tanık beyanları da açıkça göstermektedir ki iş bu fatura sanık ….. tarafından düzenlenmiştir. Müvekkilin iş bu davada ki tek işlevi üstlendiği ….. görevidir. Aynı şekilde müştekinin beyanlarında açıkça görülmektedir ki ……….. İcra Müdürlüğünün ……. Sayılı icra dosyası ile icra takibi sanık … tarafından başlatılmıştır. Müvekkilin başlatılan icra takibi ile de hiçbir surette bir bağlantısı bulunmamaktadır. Hal böyle iken müvekkilin de sanık ….. ile birlikte fail olarak nitelendirilmesi hukuka ve kanuna son derece aykırıdır.

4-) Sanık …. müvekkil aleyhine olan ifadeleri somut gerçeklikten uzak ve gerçekliği bulunmayan ifadelerdir. Zira müvekkil, müştekinin iş yerine söz konusu ürünlerinin gönderilmesi için herhangi bir talimat vermemiştir. Müşteki yaşanılanları müvekkile bildirdiği an müvekkil “………” demiştir, …… da “………..” diyerek telefonu kapatmıştır. Akabinde sanık ……. müşteki aleyhine icra takibi başlatmıştır. Müvekkilin iş bu yaşanılanlardan bir kusuru ve sorumluluğu olmamasına rağmen , insani duygularla hareket etmiş ve iki taraf arasındaki sorunu çözmek için uğraşmıştır. Ancak görülüyor ki maalesef müvekkil iyi niyetinin kurbanı olmuştur.

5-) Şu hususa da önemle değinmek gerekir ki, bilgi sahibi olarak beyanı alınan…… isimli şahıs, geçmiş yıllarda müvekkilin kendisine de benzer bir eylemde bulunduğunu, bu eylemden dolayı daha önceden hakkında şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Ancak müvekkilin hakkında geçmiş yıllarda benzer bir şikayetin olmuş olması, hiç bir surette müvekkilin tekrardan bu suçu işlediğine delalet etmemektedir. Zira bu ifadeye dayanılarak müvekkilin bu suçu işlediği kanaati oluşursa bir defa suç işleyen herkesin ömür boyu suçlu kabul edilmeleri gerekir.

6-) Görüldüğü üzere suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Dolayısıyla da müvekkile yaşanan hadise nedeniyle kusur ve suç isnat edilemez. Aksi durum, müvekkilin adil yargılanma hakkını zedelemektedir.

7-) Son olarak şunu belirtmemiz gerekir ki, malum olunduğu üzere sanığın cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak, inandırıcı deliller ile karar verilmesi gerekmektedir. Bu hususta müvekkilin, iş bu davada hiçbir icrai faaliyette bulunmaması, söz konusu …. Şirket ile hiçbir bağlantısının olmaması, …….. İcra Müdürlüğünün …….. Sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibinden haberinin dahi olmaması hususları göz önüne alındığında müvekkilin fail olarak değerlendirilmesi son derece haksız olup müvekkili hukuksuz yere mağdur etmektedir. İş bu nedenlerledir ki müvekkilin beraati , hukuk ve adaletin temini açısından son derece önem arz etmektedir.

SONUÇ ve TALEP : Yukarıda detaylarıyla arz ve izah olunan ve resen dikkate alınacak nedenlerle,

1- ÖNCELİKLE, Müvekkil Sanık ………ın herhangi suç işleme kastı ile hareket etmediğinden ve isnat edilen suçlamaların maddi ve manevi unsurları oluşmadığından, müvekkilin BERAATİNE,

2- Müvekkilin cezalandırılması talebinin dayandırıldığı TCK m. 158/1-h hükmünün fail açısından tacirlere özgü suç niteliği taşıması ve müvekkilin tacir olmaması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmadığından, mahkemeniz suçun müvekkil tarafından işlendiği kanaatinde ise suçun temel halinden yargılanmasına, Sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise verilecek diğer lehe olan hükümlerin uygulanmasına,

Karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz.(TARİH)

Sanık Müdafi Av. Ferdi DEMİR