MÜDAHALENİN MEN’İ DAVASI NEDİR?
Müdahalenin men’i davası, uygulamada el atmanın önlenmesi davası olarak da bilinmektedir. El atmanın önlenmesi davası; oturma (sükna), mülkiyet, intifa gibi ayni bir hak sahibinin, bu hakkına haksız müdahalede veya tecavüzde bulunan kişilere karşı açtığı davadır. Ancak bu dava yalnızca ayni hakka dayanmamaktadır, kira gibi şahsi bir hakkı sahip bir kimsenin de bu davayı açması mümkündür. Ayni veya şahsi hak sahibi kimse, hakkının kullanılmasını engelleyen veya zorlaştıran eylemin durdurulması ve ortadan kaldırılmasını talep etmektedir.
Ancak, Müdahalenin men’i davası ile herhangi bir zararın tazminini talep etmek söz konusu değildir. Zarar talebinde bulunabilmek için ecrimisil talebinde bulunmak gerekir. Bu hususu aşağıda detaylıca açıkladık.
Dikkat!! Elbirliği mülkiyeti veya paylı mülkiyet hallerinde her ortak/paydaş el atmanın önlenmesi davası açabilir. Bu durumda el atmanın önlenmesi davası açan paydaşın payı oranında değil, malın tümü hakkında el atmanın önlenmesi kararı verilir.
El atmanın önlenmesi davası, 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun 683 maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre;
“Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
DİKKAT: Tecavüze uğrayan malın taşınır veya taşınmaz olması fark etmeksizin müdahalenin men’i davasının açılması mümkündür. Ancak uygulamada, taşınırlar sebebiyle açılan el atmanın önlenmesi davaları, taşınmazlar dolayısıyla açılan el atmanın önlenmesi davaları kadar yaygın değildir. Taşınırlar için, el atmanın önlenmesi davası yerine istihkak davası ya da zilyetlik davalarına başvurulmaktadır. Hangi davanın açılacağına, somut olayın özelliklerine göre karar vermek gerekmektedir.
EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASININ TARAFLARI
Davacı:
El atmanın önlenmesi davasının davacısı, mülkiyet veya sınırlı bir ayni hakkı tecavüze uğrayan kişidir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, kiracı gibi şahsi hak sahiplerinin de bu davayı açmaları mümkündür. Paylı mülkiyete veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınır veya taşınmaz mallarda da her ortak veya paydaşın tek başına el atmanın önlenmesi davasını açması pek tabi mümkündür. Bu durumda el atmanın önlenmesi davası açan paydaşın payı oranında değil, malın tümü hakkında el atmanın önlenmesi kararı verilir.
Davalı:
Söz konusu taşınır veya taşınmaz mala haksız olarak el atan kişi veya kişilerdir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, idarenin de davalı olması mümkündür.
EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA, DAVA ŞARTLARI
1- Ayni veya kira vb. şahsi bir hak söz konusu olmalıdır,
2- Bu haklara yöneltilmiş bir tecavüz söz konusu olmalıdır,
3- El atmanın başlamış veya başlama tehlikesi olmalıdır,
4- El atma haksız olmalıdır (bir hukuka uygunluk sebebi bulunmamalıdır).
EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME?
Görev:
Malvarlığına ve kişi varlığına dair davalar başta olmak üzere aksi belirtilmeyen tüm durumlarda asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Bu nedenle, aksi belirtilmedikçe el atmanın önlenmesi davalarında da asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
ANCAK!! kira ilişkisinden doğan davalarda, yalnızca zilyetliğin korunmasına dair davalarda, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine dair davalarda ve sulh hukuk mahkemesinin veya hakiminin bilhassa görevli tayin edildiği sair davalarda, sulh hukuk mahkemeleri görevlidir. Bu nedenle kira hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi davalarında görevli mahkeme Sulh hukuk mahkemesi olacaktır.
DİKKAT!!! Davalının idare olması halinde davanın adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görüleceği hususu önem arz etmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, İdarenin davacı olması halinde böyle bir ayrıma gitmeye gerek yoktur. Çünkü davacı idare olması halinde davalı özel hukuk kişisi olacaktır ve bu durumda dava tartışmasız şekilde adli yargıda görülecektir. Ancak İdarenin haksız bir eylemine karşı dava açılması ve idarenin davalı olması halinde somut olayın özelliklerine göre davayı incelemek gerekecektir. Örneğin; bilindiği üzere idarenin kamulaştırmasız el atma eylemlerine karşı açılan davalar adli yargıda görülmektedir. Bu doğrultuda; idarenin, bir taşınmaza kamulaştırmasız biçimde el atması halinde açılacak el atmanın önlenmesi davası, adli yargıda incelenerek karara bağlanacaktır. (KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARIna ilişkin makalemize erişmek için buraya tıklayabilirsiniz)
Yetki:
Taşınmaz mallarda elatmanın önlenmesi davasına bakmaya yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Birden çok taşınmazı etkileyen bir müdahaleye ilişkin açılacak davada ise bu taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu nedenle; yetki konusunda yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir.
Taşınır mallarda ise genel yetki kuralı olan davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASINDA ZAMANAŞIMI
El atma veya tecavüz, hukuki niteliği itibariyle bir haksız fiildir. Söz konusu haksız fiillin veya tecavüzün devam ettiği sürece elatmanın önlenmesi davası her zaman açılabilir. Bu nedenle, elatmanın önlenmesi davasında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI VE ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI)
El atmanın önlenmesi davası, haksız el atmanın ve tecavüzün sonlandırılması amacıyla açılmaktadır. Ancak bazı haller bu tecavüz, mal sahibinin zarara uğramasına sebebiyet verebilmektedir. Bu durumda aynı veya şahsi hak sahibi kimse, zararının giderilmesi talebinde bulunma hakkına sahiptir. Bu zarar kalemine ecrimisil (haksız işgal tazminatı) denilmektedir.
Yargıtay 14.HD, 2001/8942 Esas ve 2002/548 Karar sayılı ilamına göre; “Uygulamada haksız işgal tazminatı olarak adlandırılan ecrimisile hükmedebilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, işgal eyleminde bulunan kişinin kötü niyetli olması ve bu işgal sonucu hak sahibinin zarara uğramasıdır.” (ECRİMİSİL DAVALARIna ilişkin makalemize erişmek için buraya tıklayabilirsiniz)
MÜLKİYETE DAYALI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI İLE ZİLYETLİĞE DAYALI EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR?
| Mülkiyete dayalı El atmanın Önlenmesi davası; | Zilyetliğe dayalı El atmanın Önlenmesi davası; |
| 1- Aynî bir hakka dayandığı için her zaman açılabilir. | belli hak düşürücü süreler içerisinde açılmalıdır. |
| 2- davacı hak sahibi olduğunu ispat etmelidir | Hak sahibi olduğunu ispata gerek yoktur, fiili hakimiyetin varlığı yeterlidir. |
| 3- Görevli mahkeme, dava değerine göre belirlenir | Görevli mahkeme her durumda Sulh hukuk mahkemesidir. |
EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ
Esas : 2018/3190
Karar : 2019/3839
“Dava, tapu kaydına dayanarak pay maliki ve bir kısım pay maliki mirasçıları tarafından taşınmazın tamamı için açılmış el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Taşınmaz ister paylı ister elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olsun bir kısım pay maliki ya da mirasçının üçüncü şahsa karşı açtığı taşınmazın korunmasını amaçlayan el atmanın önlenmesi davasından diğer tüm pay malikleri ve mirasçıları yararlanırlar. Bu tür davalarda pay maliki ya da mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Mahkemece verilen kesin süre içerisinde davacılar vekilince adı geçen davacıların mirasçılarının davaya dahil edilmemesi davanın reddi sonucunu doğurmaz. Mahkemece yapılması gereken iş ¼ pay maliki … ile 1/4 pay maliki mirasçısı …’nun talepleri doğrultusunda taraf delilleri toplanarak karar verilmesi gerekir.”
YARGITAY BİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
Esas : 2015/2770
Karar : 2017/5512
“Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Somut olaya gelince; fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre davacıya ait 297 ada 51 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve A harfi ile gösterilen 88,54 m2’lik kısmın davalı kullanımında olduğu saptanmış olup, mahkemece el atmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru değildir.”
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
Esas : 2006/454
Karar : 2006/459
“Somut olayda davacı irtifak hakkı sahibi olduğu taşınmaz üzerinde davalının tehlikeli ve irtifak hakkını ihlal eder şekilde inşaat yaptığını iddia ederek el atmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuştur. İrtifak hakkı, eşyayı kullanma ve yararlanma yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır. Bu ayni hak herkese karşı ileri sürülebilir. İrtifak hakkı sahibi, müdahalenin önlenmesi davası açabilir. Dosya kapsamından davalının taşınmazda paydaş olmadığı, fuzuli işgalci olduğu anlaşılmaktadır. İrtifak hakkı sahibi tarafından fuzuli işgalciye karşı açılan el atmanın önlenmesi davasının pay sahiplerine yöneltilmesi gerekmez.”
YARGITAY BEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ
Esas : 2004/8440
Karar : 2004/10690
“Davaya konu teşkil eden araziye davalı idarenin doğrudan doğruya el atması mevcut olmayıp, komşu parsele yığılan toprak nedeniyle suyun akış yönünün değişmesi nedeniyle dava konusu taşınmazda zarar doğmuştur. İdarelerin plan ve projelerine uygun olarak yaptıkları işlemler nedeniyle meydana gelen zararların tazmini İdare Mahkemesinde dava edilebilir. 11.02.1959 gün, 17.15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakmak İdare Mahkemesinin görevi dahilindedir. Açıklanan nedenle, dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
Esas : 2016/13404
Karar : 2017/216
“Somut olayda davacı vekili; davacının … ili Merkez ilçesi… mahallesi… caddesi …sokak … Apt. Daire No:16’daki taşınmazı 22/01/2014 tarihinde davalıdan satın aldığı, aynı taşınmazda davalının talebi üzerine kira akdi yapılmaksızın bir-iki ay süre ile kiracı olarak oturmasına müsaade edildiğini, sözlü irade beyanı ile taşınmazı bir-iki ay süre zarfında tahliye taahhüdünü yerine getirmeyen davalının fiilen işgal durumuna düştüğünü, davalıya 04/11/2015 tarihinde … 2. Noterliği kanalıyla …yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, bir ay içerisinde taşınmazın tahliyesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin 09/11/2015 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini ve davalının temerrüde düştüğünü belirterek davalının haksız el atmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 31.03.2016 tarihli celsedeki imzalı beyanına göre, davaya konu taşınmazın eski maliki olan davalının, herhangi bir ücret talebi olmaksızın taşınmazı bir süre kullanmasına izin verilmiştir. Kira bedelinin kira sözleşmesinin kurucu unsurlarından olması sebebiyle taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı anlaşılmakla davaya bakmakla genel görevli … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.”
Konuya ilişkin makalelerimiz,
